Sürdürülebilirlik Gündemi’nde Yapay Resifler ve Biyoçeşitlilik Konuşuldu

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’nde (SYFF2021) Yönetim Kurulu Üyemiz Çağatay Ankaralı’nın yönetmenlerinden biri olduğu Barınak filminin ilk gösterimi gerçekleştirildi. Gösterimin ardından, Öğretim Üyesi Dr. Benal Gül ile yapay resifleri ve biyoçeşitliliği, Türkiye’deki yapay resif uygulamalarını ve su altı parklarının önemini konuştuk.

Yapay resifler, deniz canlılarına yaşam alanı oluşturmak için insan eliyle inşa edilen su altı yapılarıdır. Dünyada birçok amaç için kullanılabilmektedirler. Türkiye’deki yapay resiflerin kullanım alanlarını Öğretim Üyesi Dr. Benal Gül’den dinledik. “İlk hedeflerimizden biri, kıyılarımızda yaşam ortamlarının bozulmasını veya kaybolmasını telafi etmek ve ekosistemi desteklemek. Bunun yanı sıra, balıkçılık faaliyetlerinde olumsuz bir durum söz konusuysa, özellikle küçük ölçekli balıkçı dediğimiz olta balıkçısı, paragat balıkçısı için sürdürülebilir kaynak kullanılacak şekilde bir av sahası oluşturmak. Ülkemizdeki başka bir yapay resif kullanım amacı da turistik dalış faaliyetlerine yönelik dalış alanları oluşturmak.”

Yapay Resifler, Biyoçeşitlilik ve Su Altı Parkları

Yapay resiflerin biyolojik çeşitliliğin geliştirilmesine katkı sağlaması konusunda farklı görüşler var. Dr. Gül’e göre, yapay resif projeleri iyi düşünülür ve planlanırsa biyoçeşitliliğin geliştirilmesinde katkı sağlanabilir. “Yapay resifleri, daha önceden biyolojik çeşitliliğe sahip olan, yasa dışı trol faaliyetleri sonucu orada yaşayan deniz canlıların tüketildiği ya da ortamdan kaçtığı alanlara yerleştiriyoruz. Bizim orada artırmaya çalıştığımız biyoçeşitlilik, eskiden var olan, şu anda tamir etmeye çalıştığımız bir biyoçeşitllilik. İyi düşünülmüş, iyi planlanmış projeler ile bunu başarmak mümkün.” Başarılı bir proje için değerlendirme ve izleme çalışmalarının öneminin altını çizen Dr. Gül, habitata zarar vermeyen, çevredeki paydaşlarla çatışma yaratmayan, bilimsel olarak raporlanmış ve izlenmiş projeler gerçekleştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Türkiye’deki yapay resif uygulamalarını, İstanbul Yapay Resif Projesi’ni ve su altı parklarını da yayınımızda ele aldık. Su altı parkı uygulaması konusunda, ülkemizin yüksek potansiyeli olduğuna inanan Dr. Gül: “Su altı heykelleri nispeten doğal ve insanlara suyun altına indiklerinde kültürel, sanatsal zevk de verebilecek materyaller. Ülkemizde bu tarz çalışmaların daha çok desteklenmesi, tercih edilmesi gerektiğine inanıyorum. Artık ülkemiz kıyılarında dalış turizmi amaçlı gemi batırılmaması gerektiğini düşünüyorum.”

Barınak Hakkında

İklim değişikliği, sadece kara hayatını değil, deniz sularının sıcaklıkları arttıkça doğal yaşamı da olumsuz etkiliyor. Denizlerdeki en önemli sorunlardan biri de yok olan resifler. Yosunlar, algler, yengeçler, sürüngenler, deniz kaplumbağaları gibi pek çok deniz canlısı resiflerde gelişen ve yaşayan canlılardır. Bazı insanlar sudaki yaşamın devam edebilmesi, sahil şeridinin erozyondan korunması, sudaki ekosistemin çeşitlenmesi için yapay resifler inşa etmektedirler. İklim değişikliğini konuşmadığımız yıllarda yapay resifler balık üretimini artırmak için kullanılırken, son yıllarda deniz kirliliğinin önlenmesi, su kalitesinin artırılması, ekosistemin yenilenmesi gibi koruma amaçlı yapılmaktadır.

Barınak filminin yönetmenleri Umut Sarıboğa ve Çağatay Ankaralı; yapay resifler su canlıları için bir barınak olabilir mi sorusunun yanıtını arıyorlar.

Sürdürülebilirlik Gündemi’nde yapay resifleri ve biyoçeşitliliği ele alıyoruz

Sürdürülebilirlik Gündemi'nin konuğu İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Benal Gül olacak.

Yönetim Kurulu üyemiz Çağatay Ankaralı’nın yönetmenlerinden biri olduğu Barınak filmini 1 Aralık Çarşamba günü Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’nde gösterimde. Barınak filminin gösteriminin ardından, Öğretim Üyesi Dr. Benal Gül ile yapay resifleri ve biyoçeşitliliği konuşacağız.

Sürdürülebilirlik Gündemi, 1 Aralık 2021 Çarşamba günü saat 13.45‘te Sürdürülebilirlik Adımları Derneği YouTube kanalında olacak.

Festival kapsamında Barınak filmini izlemek için lütfen tıklayın.

Barınak Hakkında

İklim değişikliği, sadece kara hayatını değil, deniz sularının sıcaklıkları arttıkça doğal yaşamı da olumsuz etkiliyor. Denizlerdeki en önemli sorunlardan biri de yok olan resifler. Yosunlar, algler, yengeçler, sürüngenler, deniz kaplumbağaları gibi pek çok deniz canlısı resiflerde gelişen ve yaşayan canlılardır. Bazı insanlar sudaki yaşamın devam edebilmesi, sahil şeridinin erozyondan korunması, sudaki ekosistemin çeşitlenmesi için yapay resifler inşa etmektedirler. İklim değişikliğini konuşmadığımız yıllarda yapay resifler balık üretimini artırmak için kullanılırken, son yıllarda deniz kirliliğinin önlenmesi, su kalitesinin artırılması, ekosistemin yenilenmesi gibi koruma amaçlı yapılmaktadır.

Barınak filminin yönetmenleri Umut Sarıboğa ve Çağatay Ankaralı; yapay resifler su canlıları için bir barınak olabilir mi sorusunun yanıtını arıyorlar.

Sürdürülebilirlik Gündemi’nde İkinci Elin Sürdürülebilirliğe Katkısı Konuşuldu

Sürdürülebilirlik Gündemi'nde ikinci elin sürdürülebilirliğe katkısını sahibinden.com Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nazım Erdoğan ile konuştuk

sahibinden.com çok yakın bir zamanda “İkinci Elin Sürdürülebilirliğe Katkısı” raporunu hazırladı ve e-ticarette ikinci el etkisinin sürdürülebilirliğe katkısını somut sayısal veriler üzerinden ortaya koydu. Nazım Erdoğan ile hazırladıkları rapordaki çarpıcı verileri, tüketim alışkanlıklarını değiştirmemizin önemini ve Türkiye’deki ikinci el alışveriş algısını konuştuk.

Nazım Erdoğan: “2020 yılında, bizim aracılığımızla gerçekleşen ürünlerin el değiştirmesi sayesinde, 1.9 milyon ton karbondioksite eşdeğer emisyonun engellendiğini gördük. Bu İstanbul-New York arasında 200 yolcu kapasiteli bir uçağın 200 bin uçuşuna denk geliyor.” Erdoğan iş modellerini, Türkiye’deki ikinci el alışveriş algısını değiştirmek için yaptıkları çalışmaları, gelecek planlarını da bizlerle paylaştı. Atılan hiçbir adımın ufak olmadığının altını çizen Erdoğan: “Bizim bir değişiklikten gezegene sağlayacağımız katkı okyanustaki bir damla bile olsa, biz elimizden gelen her şeyi yapmaya hazırız.”

İkinci Elin Sürdürülebilirliğe Katkısı Raporu

İkinci Elin Sürdürülebilirliğe Katkısı Raporu’nun ortaya koyduğu verilere göre 2020 yılında sahibinden.com üzerinden yapılan ikinci el alışveriş sayesinde:

  • İstanbul – New York arası gerçekleşen 200.000 bin uçuşun neden olacağı emisyon,
  • Yılda 13.776 km yol yapan yaklaşık 550.000 arabanın sebep olduğu emisyon,
  • 80 tane İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadyumu yapımında kullanılan çelik,
  • 5 milyar akıllı telefon üretiminde kullanılan alimunyum,
  • 32 milyon plastik sandalyeye denk gelen plastik miktarı kadar tasarruf sağlandı.

25. Sürdürülebilirlik Gündemi’nde orman yangınları ve sonrasında yapılabilecekleri Prof. Dr. Ünal Akkemik ile konuştuk

Orman Yanginlari, Unal Akkemik, Cekul, Surdurulebilirlik Gundemi 3

Ülkemizi saran orman yangınlarının nedenlerini, afet sonrası atılması gereken adımları konuşmak üzere İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Orman Fakültesi Öğretim Üyesi ve Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ünal Akkemik’i Sürdürülebilirlik Gündemi’nde ağırladık.

Orman yangınlarının olası nedenlerini ve yangınların iklim krizi ile ilişkisini Prof. Dr. Ünal Akkemik ile konuştuk. Akkemik: “10 yangından 9’unun sebebi insan. İnsan kaynaklı yangınların %47’sinin sebebi belli değil. Son çıkan yangınların da sebebini bilmiyoruz. Ancak yangınların aynı anda, birçok yerde çıkmasından dolayı insan kaynaklı olma ihtimali çok yüksek.” Akkemik’e göre yangın çıktıktan sonra bu kadar yayılmasının sebebi iki şekilde değerlendirilebilir. Birincisi, bütün ormanların yönetiminden sorumlu Orman Genel Müdürlüğü’nün (OGM) bu konudaki zafiyeti. İkincisi ise, iklim değişikliği. Akdeniz Havzası’nda sıcaklığın yükselmesi, nemin düşmesi, yağış rejiminin bozulması ve sıcak hava dalgalarının artması yangını tetikliyor ve ortaya çıkan yangın alanın genişlemesine ve yangın sayısının artmasına yol açıyor.”

Orman yangınları ve iklim değişikliği

Prof. Dr. Ünal Akkemik yangın sonrası atılması gereken adımları da bizlerle paylaştı. “Orman Genel Müdürlüğü (OGM) bütün ağaç kesimlerini durdurmalı, ihtiyacından fazlasını şu an yangınlardan elde edecek. Orman mühendislerinin, şeflerinin önemli bir kısmı Akdeniz Bölgesi’ne kaydırılmalı. Çok hızlı bir şekilde damgalama yapılarak, kesim sürecine girilmeli ve kesilen ağaçlar sahadan çıkarılmalı. Sahadan çıkarılırken üzerlerinde bulunan kozalaklar toprağa serilmeli. Ormanlar 30 yaş ve üzerindeyse ve kozalak varsa, bu tip ormanlarda en doğal yaklaşım ağaçlandırmanın doğal süreçlerle yürütülmesidir.” Akkemik, bu konudaki düşüncelerini ayrıca şu sözlerle dile getirdi: “Türkiye’deki çam türleri milyonlarca yıldan bu yana evrimleşerek günümüze gelmiştir. Hiçbir zaman, hiçbir yangında çamlar suçlu değildir. Bu çamları kesip atalım, bunun yerine de zeytin, badem, incir, ceviz gibi meyve ağaçları dikelim demek; ekosisteme haksızlıktır, ekosisteme çok büyük bir müdahaledir, bu orman kurmak değil, ağaç tarımı yapmaktır.”

Orman yangınlarını önleyebiliriz

Prof. Dr. Ünal Akkemik‘e göre orman yangınlarını önlemek için ormanlara girmeyi bırakmamız gerekiyor. Ormanlara taş-kum ocakları, HES (Hidroelektrik Santral), RES (Rüzgar Enerji Santrali), büyük yollar, kamu binaları, oteller, çöp depolama alanları yapılıyor. Bütün yatırımlarımızı orman kenarlarına yaptığımız zaman yangınlardan kaçış yok demektir. Akkemik, yangınla mücadele için yapılması gerekenleri şu şekilde sıraladı: “Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ile Türk Hava Kurumu (THK) bir araya gelerek uçak ve helikopter alabilir. İhaleye ihtiyaç duymayız ve kendi envanterimizde uçaklarımız olur. Yangın işçileri, yangın istasyonları, uçak ve helikopter filosu hazır olmalı, eğitimler yapılmış olmalı. OGM Halkla İlişkiler Dairesi bilinçlendirme faaliyetleri yapmalı. Yangın öncesinde, sırasında ve sonrasında neler yapılmalıdır? üzerine kitapçıklar ve kamu spotları yapılmalı. Ormanların %65’i yanma riskiyle karşı karşıya. Bir Akdeniz ülkesi olarak İklim Değişikliği ve Orman Yangınları Araştırma Merkezi’ne ihtiyaç var.” Peki, bireyler olarak bizler ne yapabiliriz? Akkemik’e göre ilk olarak doğru bilginin yayılmasına katkı sağlanabilir. Karşımıza çıkan bir bilgiyi araştırmadan paylaşmamalıyız. Turizm yasasındaki değişiklik, yangın sonrası ağaçlandırma gibi konularda duyarlı olunabilir. Sosyal medyadan baskı yapılabilir. Son olarak, iklim değişikliğinin çok ciddi bir sorun olduğunun toplumun tüm kesimlerine işlenmesi şart.”

Orman Yangınları ve Sonrası Yapılabilecekler – 25. Sürdürülebilirlik Gündemi

Orman Yanginlari, Unal Akkemik, Cekul, Surdurulebilirlik Gundemi 3

Kriz durumlarında sıklıkla karşımıza çıkan bilgi kirliliğinin önüne geçersek doğru adımların atılmasını sağlayabileceğimize inanıyoruz. Bu düşünce ile Sürdürülebilirlik Gündemi'nin bu haftaki konuğu İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Orman Fakültesi Öğretim Üyesi ve Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ünal Akkemik olacak.

Orman yangınlarının nedenlerini, yangın sonrası ağaçlandırmayı, ekolojik hayatın dönüşümünü ve orman yangınlarını önlemek için yapılması gerekenleri konuşacağız.

Sürdürülebilirlik Gündemi, 6 Ağustos Cuma günü saat 16.30’da Sürdürülebilirlik Adımları Derneği Youtube kanalında olacak.

Cuma günü görüşmek dileğiyle!

Herkesi etkinliğimize bekliyoruz.

24. Sürdürülebilirlik Gündemi’nde Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorununu Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Meryem Kayan ile konuştuk

Surdurulebilirlik Gundemi Youtube cmo cevre muhendisleri odasi meryem kayan

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak farklı alanlarda yaşanan sorunlara çözüm odaklı yaklaşmayı, kendi uzmanlık alanında değişime liderlik edenlerle sohbet etmeyi ve onlardan ilham almayı önemsiyoruz.  Son günlerde ülkemizin en önemli gündem maddelerinden biri olan Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorununu ve çözüm önerilerini konuşmak üzere Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Meryem Kayan’ı Sürdürülebilirlik Gündemi’nde ağırladık.

Marmara Denizi’nde alışılmadık miktarda artış gösteren müsilaj, Ege ve Karadeniz’i de tehdit eden büyük bir soruna dönüşmüş durumda. Peki müsilaj nedir ve nasıl oluşmaktadır? Müsilaj diğer bir adıyla deniz salyası, deniz içerisindeki azot ve fosfat gibi organik maddelerin artması durumunda fitoplanktonların aşırı çoğalarak yapışkan, salyamsı bir madde salgılaması sonucu oluşmaktadır. Meryem Kayan’a göre müsilajın ortaya çıkmasında iki temel unsur var. Evsel ve endüstriyel atık suların ileri arıtma teknikleri kullanılmadan Marmara Denizi’ne boşaltılması bu unsurlardan ilki. İkinci bir temel unsur ise Marmara Denizi’ndeki durağanlık. İklim krizi sonucu deniz suyu sıcaklığındaki artış da deniz canlılarının üremesine olanak sağlamaktadır. Bu durum müsilaja iklim krizinin mi neden olduğu tartışmalarını doğurmaktadır. Meryem Kayan’a göre, iklim krizi gibi müsilaj da çevre tahribatının bir sonucu, sebebi değil. Ancak su sıcaklığının artması sadece müsilaja değil, farklı türlerin artmasına ve çoğalmasına olanak verecek.

Çevre Mühendisleri Odası’nın müsilaj sorunu için sunduğu çözüm önerilerini de dinleme fırsatı bulduk. Meryem Kayan: “Marmara uzun yılların birikimi sonucunda bu sorunu yaşıyor. Düzelmesi noktasında zaman ve süreç lazım. Sebebimiz belli; atık su girdisi kök sebep, balıkçılık, aşırı avlanma, deniz yüzeyinde gemi transferleri gibi etkenler de söz konusu ancak sebebin %80’i evsel ve endüstriyel atıkları Marmara Denizi’ne boşaltmamız. Çözüm olarak, kısa vadede Marmara Denizi’ne deşarjların acilen kesilmesi ve Karadeniz’e taşınması lazım. Atık su arıtma tesisleri bir an önce ileri biyolojik ya da biyolojik arıtma tesislerine çevrilmeli. Tesis olmayan yerlere bu girişimler yapılmalı. Kanal İstanbul Projesi’ne yapılacak olan yatırımın 7 tane ilin arıtma tesislerine harcanması yerinde olur. Kamu kontrolü sürekli ve ciddi olarak yapılmalı. Bu adımları attığımız takdirde 10-15 yıl içerisinde Marmara’yı belli bir seviyeye kadar kurtarmış olabiliriz.”

Deniz Salyası – Müsilaj, Meryem Kayan – 24. Sürdürülebilirlik Gündemi

Surdurulebilirlik Gundemi Youtube cmo cevre muhendisleri odasi meryem kayan

Sürdürülebilirlik Gündemi'nin konuğu Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Meryem Kayan olacak. Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak farklı alanlarda yaşanan sorunlara çözüm odaklı yaklaşmayı, kendi uzmanlık alanında değişime liderlik edenlerle sohbet etmeyi ve onlardan ilham almayı önemsiyoruz. Sürdürülebilirlik Gündemi'nin bu programdaki konuğu Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Meryem Kayan olacak. Gündem maddemiz ise deniz salyası-müsilaj.

Müsilajın sebeplerini, atık su ve atıksu arıtımının önemini ve Çevre Mühendisleri Odası’nın konuyla ilgili çözüm önerilerini konuşacağız. Sürdürülebilirlik Gündemi, 17 Haziran 2021 Perşembe günü saat 16.00’da Sürdürülebilirlik Adımları Derneği Youtube kanalında olacak.

Herkesi etkinliğimize bekliyoruz.

23. Sürdürülebilirlik Gündemi’nin konuğu Karakarga Tasarım Stüdyosu Kurucu Ortağı ve Tasarımcı Hatice Gökçe oldu

Surdurulebilirlik Gundemi Surdurulebilir Moda, Hatice Gokce

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak farklı alanlarda yaşanan sorunlara çözüm odaklı yaklaşmayı, kendi uzmanlık alanında değişime liderlik edenlerle sohbet etmeyi ve onlardan ilham almayı önemsiyoruz. Tasarımlarının çevresel, sosyo-kültürel ve ekonomik etkilerini göz önünde bulunduran Hatice Gökçe, moda sektöründe acil bir dönüşüm yaşanması gerektiğini savunan, değişime liderlik eden isimlerden biri. Kendisi ile modada yaşanan sorunları, üretilen çözümleri, sürdürülebilir modayı ve sürdürülebilir modanın geleceğini konuştuk.

Hatice Gökçe, sürdürülebilir modayı şu şekilde tanımlıyor: “yoldan çıkmış moda sektörünün, farklı davranabileceğine inanan bir moda hareketi”. Hatice Gökçe’ye göre, moda sektörünün sorunlu olmasına yol açan nedenlerden biri markalardan beklenen hız. Moda endüstrisinin çevreye verdiği zarar ise en büyük sorunlardan bir tanesi. Bu nedenle moda sektörünün çok büyük sorumluluk alması gerekiyor. Sorumluluk alan tasarımcılardan biri olan Hatice Gökçe, tasarım koordinatörlüğünü üstlendiği ARGANDE markasını da bizlere anlattı. Türk tasarım kimliğinin görülebildiği ARGANDE markası, 2008 yılından bu yana GAP bölgesinde yaşayan kadınlara istihdam sağlamış. Proje, GAP bölgesindeki kadın gücünün farkına varan tasarımcıların, bölgedeki kadınlarla çalışmak istemesine neden olmuş. ARGANDE markası, toplumsal ve finansal sürdürülebilirliğe senelerce katkı sunmuş, sunmaya da devam ediyor. 

Sürdürülebilir moda, son yıllarda üzerine oldukça düşünülen, konuşulan, tartışılan bir konu. Pandeminin ve iklim değişikliğinin etkilerini görmeye başlamamızın bunda etkisi olduğunu düşünen Hatice Gökçe’ye göre, pandemi ile sürdürülebilir moda hareketi hızlanmış oldu. Yerel kaynaklar kıymetli olmaya başladı, ülkeler içlerine dönerek kendi kültürel değerlerine yaklaşmaya başladı. Markalar tüketicilerin istekleri ile yüzleştiği bir yola girdi. Hatice Gökçe’ye göre, moda sektörünün değişmesini sağlayacak olan topluluk bilinçli tüketiciler.  Özellikle, genç nesil sorgulayıcı ve ikna edici. Markalara yeni görev ve sorumluklar yükleyebiliyorlar. Markalar hayatta kalmak için sürdürülebilir modanın gerekliliklerini uygulamak zorundalar; daha az su kullanmalılar, yeni teknolojilere yatırım yapmalılar. Sohbetimizi sonlandırmadan önce, sürdürülebilir modanın geleceğini de konuştuk. Hatice Gökçe: “Atık miktarının çok fazla olması ve bunların dönüştürülmesine olan ihtiyaç ile sürdürülebilir modanın yaratacağı alanlar ortaya çıkacak. Tasarımcı mühendislere ihtiyaç duyulacak, Upcycle yeni bir tasarımcı başlığı olacak.”

23. Sürdürülebilirlik Gündemi: Sürdürülebilir Moda, Hatice Gökçe

Surdurulebilirlik Gundemi Surdurulebilir Moda, Hatice Gokce

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak farklı alanlarda yaşanan sorunlara çözüm odaklı yaklaşmayı, kendi uzmanlık alanında değişime liderlik edenlerle sohbet etmeyi ve onlardan ilham almayı önemsiyoruz. Sürdürülebilirlik Gündemi'nin bu programdaki konuğu Karakarga Tasarım Stüdyosu Kurucu Ortağı ve Tasarımcı Hatice Gökçe olacak. Gündem maddemiz ise sürdürülebilir moda.

Moda sektöründe yaşanan sorunları, çözüm önerilerini, sürdürülebilir modanın önemini, pandemiyle birlikte moda endüstrisinde yaşanan değişimleri ve tüketicilerin sürdürülebilir modanın gelişmesi ve yaygınlaşması için neler yapabileceğini konuşacağız. Sürdürülebilirlik Gündemi, 20 Mayıs 2021 Perşembe günü saat 16.00’da Sürdürülebilirlik Adımları Derneği Youtube kanalında olacak.

Herkesi etkinliğimize bekliyoruz.

Sürdürülebilirlik Gündemi’nin bu haftaki konuğu Anadolu Efes Spor Kulübü Pazarlama ve Kurumsal İlişkiler Müdürü Gökçe Dayı oldu

Surdurulebilirlik Gundemi Anadolu Efes Spor Kulubu Pazarlama ve Kurumsal İlişkiler Muduru Gokce Dayi olacak

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak yaşanan sorunlara çözüm odaklı yaklaşmayı ve değişimi yaratabilmek için umutlu olmayı önemsiyoruz. Pandemiden her sektör farklı şekilde etkilendi. Ancak kurumların pandemi dönemine uyum sürecindeki çalışmaları etkinin büyüklüğünü belirledi. Türkiye’yi uluslararası arenada başarılı bir şekilde temsil eden Anadolu Efes Spor Kulübü, pandemi döneminde çözüm odaklı yaklaşımları ile itibar yönetimini de başarıyla sağlayan kurumlardan biri oldu. Sürdürülebilirlik Gündemi’nin bu programında pandeminin spor dünyasını, özellikle de basketbolu ne şekilde etkilediğini ve Anadolu Efes Spor Kulübü’nün yaptığı sosyal sorumluluk çalışmalarını konuştuk.

Pandemi dönemine uyum sürecini adeta bir spor müsabakası gibi ele alan Gökçe Dayı, taktiksel faaliyetler ve uzun vadeli stratejik planlar geliştirerek bu dönemi en az zararla atlatmaya çalıştıklarını söyledi. Anadolu Efes Spor Kulübü pandemi ile beraber ilk olarak her şeyi dijital ortama taşımış. Böylece tüm paydaşları ile fiziksel teması azaltıp iletişimi kopartmamayı başarmışlar.

Euroleague Basketball’un One Team Ödülleri’nde sosyal sorumluluk projelerinde gösterdikleri başarılar ile Avrupa’da üst üste 2. kez Altın Ödül’ü kazanan ilk ve tek kulüp olan Anadolu Efes Spor Kulübünün geçmişteki ve şu anda devam eden projelerini konuştuk. Gerçekleştirdikleri projelerde küresel sorunlara özel bir yer ayıran Anadolu Efes Spor Kulübü, Turkish Airlines EuroLeague sezonundaki son iç maçında #17 #HareketeGeç Formalarıyla Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na yönelik farkındalık yarattıkları ve sürdürülebilir bir gelecek için hareket etmeye çağırdıkları projeleri ile büyük bir etki yarattılar. Toplumda yaşanan eşitsizlikleri basketbol ile ortadan kaldırmak, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini gidermek ile ilgili çalışmalar da yürütüyorlar. Anadolu Sağlık Merkezi işbirliği ile meme kanserine erken tanı farkındalığı oluşturmak üzerine gerçekleştirilen Pembe Top Sahada Projeleri ise meme kanseri hastalığının sembolü haline geldi.

Gerçekleştirdikleri projelerde iş birliğinin önemine vurgu yapan Gökçe Dayı şu sözleri söyledi: “Anadolu Efes Spor Kulübü Türk basketboluna katkıda bulunmak, gençleri basketbolla tanıştırmak, sporun hep hayatlarında olmasını sağlamak amacında olan bir dernek. Sesimizi daha farklı noktalara duyurabilmek adına sizlere ihtiyacımız var. Herkesin gücüyle daha çok yere ulaşmak, daha doğru bir ses çıkarmak, ortak akılla hareket etmek çok daha doğru ve çok daha faydalı…”