Sürdürülebilirlik Gündemi’nde Gaia Climate Kurucu Ortağı Gediz Kaya’yı ağırladık

İklim değişikliğinin sonuçlarının önüne geçebilmek için ülkelerin karbon emisyonlarını hızlıca azaltmaları gerekiyor. Bilime dayalı yöntemlere göre mutlak ve şeffaf hedefler belirlemek bu yolda sürdürülebilir adımlar atmamızı sağlıyor. Sürdürülebilirlik Gündemi'nin bu haftaki bölümünde, Gaia Climate Kurucu Ortağı Gediz Kaya ile iklim değişikliği ile uyum ve mücadele çerçevesinde bilime dayalı hedefler konusunu ele aldık.

İklim değişikliği iş dünyasının gündeminde en üst sıralarda yer almaya başladı. Gediz Kaya’ya göre: “Bundan sonra, atmosfere salımını gerçekleştirebileceğimiz sera gazlarının kısıtlı bir miktarı var. Büyük sanayi kuruluşlarının, fosil yakıtla enerji üretimi yapan tesislerin karbon bütçesine uyması gerekiyor. Bu da aslında bütün sanayinin elektrik, enerji üretiminin yeni bir düzen içinde, karbon bütçesinin kısıtları altında operasyonlarını düzenlemesi anlamına geliyor.”

Gediz Kaya’nın 2021 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP26) konusundaki görüşlerini de dinledik. Kaya: “COP26, Paris Anlaşması’nın nasıl uygulanacağı hakkında metodolojinin belirlenmesi açısından önemli. Belirlenen yöntemlerin en önemlisi karbona bir fiyat verilmesi oldu. Karbon emisyonu alınıp satılabilen bir emtia haline getirildi.”

Bilime Dayalı Hedefler İnisiyatifi

Şirketlerden 1,5 derece hedefi ile uyumlu, bilime dayalı hedefler belirlemeleri talep ediliyor. Gediz Kaya ile bilime dayalı hedeflerin ortaya çıkışını, bu konuda dünyada ve Türkiye’de yapılan çalışmaları konuştuk. Kaya: “Firmaların kurumsal sosyal sorumluluk çerçevesinde verdikleri hedefler var. Bu hedeflerin birbirleriyle karşılaştırılabilir olması, belirli standart metotlar üzerine kurulu olması çok önemli. Karbon bütçesine katkılarının objektif analizi yapılabilmeli. Standart hedef analizi yaratılması için metaya dayalı hedefler dediğimiz bir inisiyatifle ortaya çıkan bir hedef planlaması yaratıldı. Bilime Dayalı Hedefler İnisiyatifi (SBTi) standart yaklaşım ve metotlarla, şirketleri emisyon azaltım hedeflerinde karbon bütçesine katkı sağlayacak bilimsel bir analize yönlendirmeyi hedefliyor.”

Kaya bilime dayalı hedefler konusunda sözlerine şöyle devam etti: “Şu anda, yaklaşım ve metotların standardize edilmesi aşaması tamamlandı. Standardizasyon yöntemleriyle firmaların emisyon envanterlerini Kapsam 1, 2 ve 3 Emisyonları altında ortak metodoloji ve standartlarla raporlamaları sağlandı. Bundan sonraki aşama, azaltımın bu metodoloji ve standarda uydurulması ve bunun bilimsel temelli bir hedefe dayandırılarak bize verilmiş karbon bütçesine uyup uymadıklarının belirlenmesi.”

Tüm kurumsal şirketleri, işletmeleri bilime dayalı hedefler belirlemeye davet ediyoruz!

Sürdürülebilirlik Gündemi’nin konuğu Gaia Climate Kurucu Ortağı Gediz Kaya olacak

Sürdürülebilirlik Gündemi'nin konuğu Gaia Climate Kurucu Ortağı Gediz Kaya olacak

İklim değişikliğinin sonuçlarının önüne geçebilmek için ülkelerin karbon emisyonlarını hızlıca azaltmaları gerekiyor. Bilime dayalı yöntemlere göre mutlak ve şeffaf hedefler belirlemek bu yolda sürdürülebilir adımlar atmamızı sağlıyor. Sürdürülebilirlik Gündemi’nin bu haftaki bölümünde, Gaia Climate Kurucu Ortağı Gediz Kaya ile bilime dayalı hedefler konusunu ele alacağız. Bu konuda dünyada ve ülkemizde yapılan çalışmaları kendisinden dinleyeceğiz.

Sürdürülebilirlik Gündemi, 31 Mart 2022 Perşembe günü saat 16:00‘da Sürdürülebilirlik Adımları Derneği YouTube kanalında gerçekleşecek.

Sürdürülebilirlik Gündemi’nin konuğu Korn Ferry Onursal Başkanı Şerif Kaynar oldu

Dünya değişiyor, şirketler dönüşüyor. Şirketler, çalışmalarının ekonomik sonuçlarını, çevreye olan etkisini ve sosyal refaha katkısını birlikte ele alıyorlar. 31. Sürdürülebilirlik Gündemi’nin konuğu Korn Ferry Onursal Başkanı Şerif Kaynar ile iş dünyasında sürdürülebilirlik için yönetim kurullarının rolünü ele aldık. Pandemi, iklim krizi gibi çevresel ve sosyal krizler karşısında şirket kurullarının çalışmalarını, yöneticilerin rolünü ve iyi bir lider olmayı konuştuk.

Sürdürülebilirlik prensiplerinin şirketlerin bünyesine doğal bir şekilde entegre edilmesinde yönetim kurullarının çalışmaları büyük önem taşıyor. Şerif Kaynar: “2008’deki finansal çöküşün ardından yönetim kurulları algısında değişim yaşandı. Yönetim kurulları, şirketin daha iyi yönetilmesi için CEO’nun sağ kolu olan, düşünülmeyen konuları düşünen, dünyada neler olup bittiğini aktaran bir grup oldu. Yönetim kurullarının dünyada 5 sene sonra neler olabileceğini ve fırsatları görebilmesi gerekiyor. İnsanlara yatırım, eğitime yatırım, dijitalleşmeye yatırım çok önemli. Yönetim kurullarında bu konulara değer veren insanların olması şart.”

Yönetim kurullarında iki şey çok önemli. Masanın etrafında kimler oturuyor, masanın etrafında neler konuşuluyor?

Şerif Kaynar: “Yönetim kurullarında üç konu konuşuluyor. Bir tanesi, riskler. Risk konusu, iş geliştirme konusu kadar önemli bir konu oldu. Şirketinizin karşılaşabileceği riskleri iyi analiz edebilen insanların yönetim kurullarına yerleştirilmesi gerekiyor. İkinci olarak, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nı iyi anlamak gerekiyor. Üçüncüsü de sürdürülebilirlik konusunun getireceği fırsatları görebilmek çok önemli. Yöneticilerin bu fırsatları görebilmeleri ve bu konuda kendilerini eğitmeleri lazım. Bu konunun ne kadar önemseneceğinin daha tam farkında değiller. Ekolojik açıdan, enerji ve su kullanımını azaltırken hangi teknolojiye yöneleceğiz ve nasıl bir şirket kurup bunu yapacağız sorularının sorulması gerekiyor. Sosyal açıdan, bugün yeni mezun biri artık sigara fabrikasında çalışmak istemiyor. Dünyaya iyilik yapan sosyal bir yerde çalışmak istiyor. Şirketler nasıl sosyal olacaklarını öğrenmeliler. Ticari açıdan, maliyetlerini azaltmak için daha iyi mal sunup daha ucuza üretmenin yollarını bulmalılar.”

Şerif Kaynar özel sektör çalışanlarının sivil toplum kuruluşları ile ilişki kurmasının da önemine vurgu yaptı. Kaynar: “Çalışanların ve liderlerin zamanının ve parasının bir bölümünü sivil topluma ayırması gerekiyor.”

Sürdürülebilirlik Gündemi’nin konuğu Korn Ferry Onursal Başkanı Şerif Kaynar olacak

Sürdürülebilirlik Gündemi'nin konuğu Korn Ferry Onursal Başkanı Şerif Kaynar olacak.

Sürdürülebilirlik prensiplerinin şirketlerin bünyesine doğal bir şekilde entegre edilebilmesinde yönetim kurullarının çalışmaları büyük önem taşıyor. Korn Ferry Onursal Başkanı Şerif Kaynar ile iş dünyasında sürdürülebilirlik için yönetim kurullarının rolünü ele alacağız. Pandemi, iklim krizi gibi çevresel ve sosyal krizler karşısında şirket kurullarının çalışmalarını, yöneticilerin rolünü ve iyi bir lider olmayı konuşacağız.Sürdürülebilirlik Gündemi, 24 Şubat 2022 Perşembe günü saat 16:00’da Sürdürülebilirlik Adımları Derneği YouTube kanalında gerçekleşecek. 

Herkesin yayına katılım ve katkılarını bekliyoruz!

Görüşmek dileğiyle…

30. Sürdürülebilirlik Gündemi’nin konuğu Local Makers Kurucu Ortağı Yağmur Çoban oldu

Özel günler tüketici davranışlarını büyük ölçüde etkiliyor. Markaların tüketimi desteklemesinin de etkisiyle adeta bir "özel günler ekonomisi" ortaya çıkıyor. Peki, günümüzde tüketim kültürüne hizmet etmeden hediyeleşmek mümkün mü? 10 Şubat Perşembe günü gerçekleşen yayında Local Makers Kurucusu Yağmur Çoban ile etki odaklı hediyeleri ve kuruluş hikayelerini konuştuk, ilham veren "maker"ların hikayelerini kendisinden dinledik.

Yağmur Çoban’a göre tüketim kültürüne hizmet etmeden hediyeleşmek mümkün. Çoban: “Tüketim kültürüne odaklı bir şekilde yaşamak zorunda değiliz. Fazla tüketmek istemiyor, fazla para harcamadan değerli hediyeler vermek istiyorsanız farklı bir şekilde hediyeleşmek mümkün.” Local Makers internet sitesinde sevdiklerine etki odaklı hediye vermek isteyenler için “Etik Hediye Seçme Rehberi” oluşturmuşlar. Local Makers’a göre sevdiklerimize bizi hatırlatacak, yaşamları boyunca yalnızca bir meta olarak değil bir anı, bir değer olarak da onlarla kalacak etik, çevreye duyarlı ve sorumlu bir hediye seçmek için aşağıdaki 6 soruyu sorabilir ve en az üç tanesine olumlu yanıt aldığımız hediyeyi seçebiliriz. 

  • Alacağım hediye çalışanlarını gözeten, emeklerinin karşılığının verildiği adil ve güvenli bir ortamda mı üretildi?
  • Tercih ettiğim hediyenin üreticisi yerel ve küçük bir işletme mi? 
  • Beğendiğim hediyenin üreticisi yerel topluluklara, kadın emeğine, zanaat ve el işçiliğine, dezavantajlı gruplara sosyal fayda sağlamayı amaçlıyor mu? 
  • Alacağım hediye bir ihtiyacı karşılıyor mu? İşlevsel, fonksiyonel ve zamansız mı?
  • Seçtiğim hediyenin materyali çevreye duyarlı hammaddelerden mi oluşuyor? 
  • Alacağım hediyenin paketlemesinde ekolojik malzemelerden seçilmiş, biyobozunur, geri dönüştürülmüş ya da yeniden kullanıma müsait ambalajlar tercih ediliyor mu?

Sürdürülebilirlik Gündemi’nin konuğu Local Makers Kurucusu Yağmur Çoban olacak

Sürdürülebilirlik Gündemi'nin konuğu Local Makers Kurucusu Yağmur Çoban olacak.

Özel günler tüketici davranışlarını büyük ölçüde etkiliyor. Markaların tüketimi desteklemesinin de etkisiyle adeta bir “özel günler ekonomisi” ortaya çıkıyor. Peki, günümüzde tüketim kültürüne hizmet etmeden hediyeleşmek mümkün mü? Local Makers Kurucusu Yağmur Çoban ile etki odaklı hediyeleri ve kuruluş hikayelerini konuşacak, ilham veren “maker”ların hikayelerini kendisinden dinleyeceğiz.

Sürdürülebilirlik Gündemi, 10 Şubat 2022 Perşembe günü saat 16:00’da Sürdürülebilirlik Adımları Derneği YouTube kanalında gerçekleşecek.

Herkesi etkinliğimize bekliyoruz… Görüşmek dileğiyle!

Sürdürülebilirlik Gündemi’nde iklim krizinden çıkışı ve adil dönüşümü konuştuk

Her yıl yüzlerce ülkenin katılımı ile gerçekleşen Taraflar Konferansı'nın (COP) bu yıl Glasgow'da 26.'sı gerçekleşti. Zirvede kömürden çıkış, ormansızlaşmanın engellenmesi, metan gazı emisyonlarının azaltılması gibi konularda yeni taahhütlerde bulunulsa da atılacak adımlar iklim krizinden çıkış için yetersiz bulundu. Avrupa İklim Eylem Ağı, Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz ile COP26 sonrası gündemi, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve adil dönüşümü, iklim krizinden çıkış için atılması gereken adımları konuştuk.

Özlem Katısöz’e göre, COP26 iklim krizinden kaynaklı zararların karşılanması için ayrı bir finansman aracının oluşturulması, daha iddialı iklim hedefleri koyulması, fosil yakıtlardan çıkışın gündeme alınması açısından başarılıydı. Ancak iklim anlaşmasında son dakika yapılan kelime revizyonları, iklim krizinde büyük payı olan ülkelerin elini taşın altına koymaması, COP26’nın kapsayıcılığı tartışma konusuydu. Katısöz: “COP26 ile kömürün bir geleceğinin kalmadığı, geride bırakılması gereken bir kaynak olduğu resmileşmiş oldu.”

İklim krizi ile uluslararası mücadelede Türkiye’nin konumunu da tartıştık. Özlem Katısöz’e göre, Avrupa Yeşil Mutabakatı Türkiye’nin Paris Anlaşması’na taraf olmasının arkasındaki güçlü motivasyonlardan biri. Katısöz: “Türkiye finansa erişim konusu nedeniyle Paris Anlaşması’na taraf olmuyordu. İklim krizi ile mücadelede belirleyici bir ülke olabilecekken geride kalan, reaksiyon gösteren ülke konumunda oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Paris Anlaşması’na taraf olacağımızı söylemesiyle, Türkiye için yeni bir dönem başladı. Daha önemli bir gelişme ise Türkiye’nin 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefini açıklamasıydı.”

İklim Krizinden Çıkış

Avrupa İklim Eylem Ağı’nın çalışmalarını, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın iklim krizi ile mücadelede rolünü ve adil dönüşümü sohbetimizde ele aldık. Katısöz’e göre, iklim krizi ile mücadelede sektörel değişimler tasarlanırken kırılgan gruplar için adaletin sağlanması gerekiyor. Katısöz: “Adil dönüşüm, meşakkatli ama kritik de bir konu. Kırılgan grupların geride kalmaması, mağdur olmaması, hatta dönüşümün yarattığı fırsatlardan öncelikle kırılgan grupların faydalanması anlamına geliyor. Kimsenin geride kalmadığı bir dönüşümden bahsediyoruz.”

Adil dönüşümün sosyal politikalar, iş gücü ve meslek politikaları ile birlikte ele alınması gerektiğini söyleyen Katısöz sözlerine şöyle devam etti: “Küresel sıcaklığı ortalama 1,5 derece ile sınırlandırmak istiyorsak karbon yoğun sektörlerin ortadan kalkması lazım. Artık kömürden elektrik üretmememiz, petrolü ve doğalgazı bırakmamız lazım. Bu bazı sektörlerin ortadan kalkması anlamına geliyor. O sektörlere bağlı iş gücünün, yerel ekonominin tamamen değişmesi gerekiyor. O iş gücünün başka düşük karbonlu iklim nötr sektörlere dönüşmesine dayalı politika uygulama mekanizmalarının tasarlanması adil dönüşümün önemli parçalarından bir tanesi.”

Dönüşüme Hazır Olmak

Katısöz: “Bu gezegen bizimle ya da biz olmadan var olacak. Barınmaya, gıdaya, temiz havaya, suya erişmek istiyorsak iklim krizinin varlığını tanımalıyız. Bunu reddetmemeliyiz ve dönüşüme hazır olmalıyız. Emisyona sebep olan sektörlerin dönüşümünden bahsediyoruz. Bu ancak üst ölçek politika kararlarıyla başarılabilir.”

Sürdürülebilirlik Gündemi’nde iklim krizinden çıkışı konuşuyoruz

Sürdürülebilirlik Gündemi'nin konuğu Avrupa İklim Eylem Ağı Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz olacak

Her yıl yüzlerce ülkenin katılımı ile gerçekleşen Taraflar Konferansı’nın (COP) bu yıl Glasgow’da 26.’sı gerçekleşti. Zirvede kömürden çıkış, ormansızlaşmanın engellenmesi, metan gazı emisyonlarının azaltılması gibi konularda yeni taahhütlerde bulunulsa da atılacak adımlar iklim krizinden çıkış için yetersiz bulundu.

Avrupa İklim Eylem Ağı Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz ile COP26 sonrası gündemi, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve adil dönüşümü, iklim krizinden çıkış için atılması gereken adımları konuşacağız.

Sürdürülebilirlik Gündemi, 16 Aralık 2021 Perşembe günü saat 16:00‘da Sürdürülebilirlik Adımları Derneği YouTube kanalında gerçekleşecek.

Herkesi etkinliğimize bekliyoruz… Görüşmek dileğiyle!

Sürdürülebilirlik Gündemi’nde yapay resifleri ve biyoçeşitliliği konuştuk

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’nde (SYFF2021) Yönetim Kurulu Üyemiz Çağatay Ankaralı’nın yönetmenlerinden biri olduğu Barınak filminin ilk gösterimi gerçekleştirildi. Gösterimin ardından, Öğretim Üyesi Dr. Benal Gül ile yapay resifleri ve biyoçeşitliliği, Türkiye’deki yapay resif uygulamalarını ve su altı parklarının önemini konuştuk.

Yapay resifler, deniz canlılarına yaşam alanı oluşturmak için insan eliyle inşa edilen su altı yapılarıdır. Dünyada birçok amaç için kullanılabilmektedirler. Türkiye’deki yapay resiflerin kullanım alanlarını Öğretim Üyesi Dr. Benal Gül’den dinledik. “İlk hedeflerimizden biri, kıyılarımızda yaşam ortamlarının bozulmasını veya kaybolmasını telafi etmek ve ekosistemi desteklemek. Bunun yanı sıra, balıkçılık faaliyetlerinde olumsuz bir durum söz konusuysa, özellikle küçük ölçekli balıkçı dediğimiz olta balıkçısı, paragat balıkçısı için sürdürülebilir kaynak kullanılacak şekilde bir av sahası oluşturmak. Ülkemizdeki başka bir yapay resif kullanım amacı da turistik dalış faaliyetlerine yönelik dalış alanları oluşturmak.”

Yapay Resifler, Biyoçeşitlilik ve Su Altı Parkları

Yapay resiflerin biyolojik çeşitliliğin geliştirilmesine katkı sağlaması konusunda farklı görüşler var. Dr. Gül’e göre, yapay resif projeleri iyi düşünülür ve planlanırsa biyoçeşitliliğin geliştirilmesinde katkı sağlanabilir. “Yapay resifleri, daha önceden biyolojik çeşitliliğe sahip olan, yasa dışı trol faaliyetleri sonucu orada yaşayan deniz canlıların tüketildiği ya da ortamdan kaçtığı alanlara yerleştiriyoruz. Bizim orada artırmaya çalıştığımız biyoçeşitlilik, eskiden var olan, şu anda tamir etmeye çalıştığımız bir biyoçeşitllilik. İyi düşünülmüş, iyi planlanmış projeler ile bunu başarmak mümkün.” Başarılı bir proje için değerlendirme ve izleme çalışmalarının öneminin altını çizen Dr. Gül, habitata zarar vermeyen, çevredeki paydaşlarla çatışma yaratmayan, bilimsel olarak raporlanmış ve izlenmiş projeler gerçekleştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Türkiye’deki yapay resif uygulamalarını, İstanbul Yapay Resif Projesi’ni ve su altı parklarını da yayınımızda ele aldık. Su altı parkı uygulaması konusunda, ülkemizin yüksek potansiyeli olduğuna inanan Dr. Gül: “Su altı heykelleri nispeten doğal ve insanlara suyun altına indiklerinde kültürel, sanatsal zevk de verebilecek materyaller. Ülkemizde bu tarz çalışmaların daha çok desteklenmesi, tercih edilmesi gerektiğine inanıyorum. Artık ülkemiz kıyılarında dalış turizmi amaçlı gemi batırılmaması gerektiğini düşünüyorum.”

Barınak Hakkında

İklim değişikliği, sadece kara hayatını değil, deniz sularının sıcaklıkları arttıkça doğal yaşamı da olumsuz etkiliyor. Denizlerdeki en önemli sorunlardan biri de yok olan resifler. Yosunlar, algler, yengeçler, sürüngenler, deniz kaplumbağaları gibi pek çok deniz canlısı resiflerde gelişen ve yaşayan canlılardır. Bazı insanlar sudaki yaşamın devam edebilmesi, sahil şeridinin erozyondan korunması, sudaki ekosistemin çeşitlenmesi için yapay resifler inşa etmektedirler. İklim değişikliğini konuşmadığımız yıllarda yapay resifler balık üretimini artırmak için kullanılırken, son yıllarda deniz kirliliğinin önlenmesi, su kalitesinin artırılması, ekosistemin yenilenmesi gibi koruma amaçlı yapılmaktadır.

Barınak filminin yönetmenleri Umut Sarıboğa ve Çağatay Ankaralı; yapay resifler su canlıları için bir barınak olabilir mi sorusunun yanıtını arıyorlar.

Sürdürülebilirlik Gündemi’nde yapay resifleri ve biyoçeşitliliği ele alıyoruz

Sürdürülebilirlik Gündemi'nin konuğu İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Benal Gül olacak.

Yönetim Kurulu üyemiz Çağatay Ankaralı’nın yönetmenlerinden biri olduğu Barınak filmini 1 Aralık Çarşamba günü Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’nde gösterimde. Barınak filminin gösteriminin ardından, Öğretim Üyesi Dr. Benal Gül ile yapay resifleri ve biyoçeşitliliği konuşacağız.

Sürdürülebilirlik Gündemi, 1 Aralık 2021 Çarşamba günü saat 13.45‘te Sürdürülebilirlik Adımları Derneği YouTube kanalında olacak.

Festival kapsamında Barınak filmini izlemek için lütfen tıklayın.

Barınak Hakkında

İklim değişikliği, sadece kara hayatını değil, deniz sularının sıcaklıkları arttıkça doğal yaşamı da olumsuz etkiliyor. Denizlerdeki en önemli sorunlardan biri de yok olan resifler. Yosunlar, algler, yengeçler, sürüngenler, deniz kaplumbağaları gibi pek çok deniz canlısı resiflerde gelişen ve yaşayan canlılardır. Bazı insanlar sudaki yaşamın devam edebilmesi, sahil şeridinin erozyondan korunması, sudaki ekosistemin çeşitlenmesi için yapay resifler inşa etmektedirler. İklim değişikliğini konuşmadığımız yıllarda yapay resifler balık üretimini artırmak için kullanılırken, son yıllarda deniz kirliliğinin önlenmesi, su kalitesinin artırılması, ekosistemin yenilenmesi gibi koruma amaçlı yapılmaktadır.

Barınak filminin yönetmenleri Umut Sarıboğa ve Çağatay Ankaralı; yapay resifler su canlıları için bir barınak olabilir mi sorusunun yanıtını arıyorlar.