Belgesellerin Toplumsal Etkisi – Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali, Pınar Öncel

amaclar icin iletisim surdurulebilir yasam film festivali syff pinar oncel

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak Hollanda Kraliyeti Başkonsolosluğu desteğiyle gerçekleştirdiğimiz proje kapsamında, Amaçlar için İletişim Sohbetleri devam ediyor.

Amaçlar için İletişim Sohbetleri’nin dördüncüsü 22 Eylül Çarşamba günü, 16:30‘da gerçekleşecek. Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali (SYFF) Kurucu Ortağı Pınar Öncel‘i ağırlayacağımız yayınımızda, sürdürülebilir yaşamın mümkün olması için bireylerin rolünü, belgesellerin toplumsal etkisini konuşacağız.

Amaçlar için İletişim Sohbetleri Nedir?

Amaçlar için İletişim Sohbetleri, Hollanda Kraliyeti Başkonsolusluğu tarafından desteklenen Amaçlar için İletişim Projesi kapsamında gerçekleşiyor. İletişim ve sürdürülebilirlik alanında uzmanları ağırladığımız serimizde, medya ve iletişimin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmamızdaki rolü, bağımsız medya ve sürdürülebilirlik iletişimi üzerine konuklarımızla sohbet ediyoruz. Dernek Genel Sekreterimiz Doğa Tamer’in moderatörlüğünde gerçekleşen yayınlarda, konuklarımızın kendi hikayelerini dinleme fırsatı buluyor, “gelecek adına neden umutlu olmalıyız?” sorusuna birlikte yanıt arıyoruz.

Yeni Medyanın Kamuoyu Oluşturmadaki Gücü – Aposto!, Umutcan Savcı

amaclar icin iletisim aposto umutcan savcı

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak Hollanda Kraliyeti Başkonsolosluğu desteğiyle gerçekleştirdiğimiz proje kapsamında, Amaçlar için İletişim Sohbetleri devam ediyor.

Amaçlar için İletişim Sohbetleri’nin üçüncüsü 15 Eylül Çarşamba günü, 16:30’da gerçekleşecek. Aposto! Kurucu Ortağı Umutcan Savcı’yı ağırlayacağımız yayınımızda, girişimciliği, yeni medyanın kamuoyu oluşturmadaki gücünü ve medyadaki dönüşümü konuşacağız.

Amaçlar için İletişim Sohbetleri Nedir?

Amaçlar için İletişim Sohbetleri, Hollanda Kraliyeti Başkonsolusluğu tarafından desteklenen Amaçlar için İletişim Projesi kapsamında gerçekleşiyor. İletişim ve sürdürülebilirlik alanında uzmanları ağırladığımız serimizde, medya ve iletişimin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmamızdaki rolü, bağımsız medya ve sürdürülebilirlik iletişimi üzerine konuklarımızla sohbet ediyoruz. Dernek Genel Sekreterimiz Doğa Tamer’in moderatörlüğünde gerçekleşen yayınlarda, konuklarımızın kendi hikayelerini dinleme fırsatı buluyor, “gelecek adına neden umutlu olmalıyız?” sorusuna birlikte yanıt arıyoruz.

Amaçlar için İletişim Sohbetleri’nin 2. konuğu Erişilebilir Her Şey Kurucusu ve Danışmanı Hale Yıldız olacak.

amaclar icin iletisim erisilebilir hersey hale yildiz

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak Hollanda Kraliyeti Başkonsolosluğu desteğiyle gerçekleştirdiğimiz proje kapsamında, Amaçlar için İletişim Sohbetleri devam ediyor.

Amaçlar için İletişim Sohbetleri’nin 2.’si 8 Eylül Çarşamba günü, 16:30’da gerçekleşecek. Erişilebilir Her Şey Kurucusu ve Danışmanı Hale Yıldız‘ı ağırlayacağımız yayınımızda, erişilebilir iletişimi, nitelikli istihdamı ve daha kapsayıcı bir dünya adına yaptıkları çalışmaları konuşacağız.

Amaçlar için İletişim Sohbetleri Nedir?

Amaçlar için İletişim Sohbetleri, Hollanda Kraliyeti Başkonsolusluğu tarafından desteklenen Amaçlar için İletişim Projesi kapsamında gerçekleşiyor. İletişim ve sürdürülebilirlik alanında uzmanları ağırladığımız serimizde, medya ve iletişimin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmamızdaki rolü, bağımsız medya ve sürdürülebilirlik iletişimi üzerine konuklarımızla sohbet ediyoruz. Dernek Genel Sekreterimiz Doğa Tamer’in moderatörlüğünde gerçekleşen yayınlarda, konuklarımızın kendi hikayelerini dinleme fırsatı buluyor, “gelecek adına neden umutlu olmalıyız?” sorusuna birlikte yanıt arıyoruz.

Amaçlar için İletişim Sohbetleri 1 Eylül’de Ömer Madra ile başlıyor

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak Hollanda Kraliyeti Başkonsolosluğu desteğiyle gerçekleştirdiğimiz proje kapsamında, Amaçlar için İletişim Sohbetleri’ne başlıyoruz.

İletişim ve sürdürülebilirlik alanında uzmanları ağırlayacağımız serimizde, medya ve iletişimin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmamızdaki rolü, bağımsız medya ve sürdürülebilirlik iletişimi üzerine konuklarımızla sohbet edeceğiz. Konuklarımızın kendi hikayelerini dinleme fırsatı bulacak, “gelecek adına neden umutlu olmalıyız?” sorusuna yanıt arayacağız. 

İlk konuğumuz Açık Radyo Kurucusu ve İklim Aktivisti Ömer Madra olacak. Kendisi ile bağımsız medyanın kamuoyu oluşturmadaki gücünü, Türkiye’de yükselen iklim aktivizmini konuşacağız. 1 Eylül Çarşamba günü 16:30’da hepinizi Sürdürülebilirlik Adımları Derneği Youtube kanalına bekliyoruz.

Endüstride Sürdürülebilirliğin Öncü Adımları

Interface Trendbook

Interface®️’in farklı alanlarda hangi trendlerin etkin olduğunu uzman görüşleriyle masaya yatırdığı özel yayını Trendbook’un ikinci sayısı "Krizler ve Umutlar"da biz de varız!

Endüstri dediğimizde ilk akla gelen üretim ve tüketim ilişkisidir. Üretim ve tüketim dengesi doğru ve etkili planlanmadığı takdirde karşımıza çeşitli sorunlar çıkıyor. Mevcut işleyişte bu dengenin çoktan bozulduğunu görebiliriz. Küresel Ayak İzi Ağı’nın (Global Footprint Network) insanlığın doğa üzerindeki yıllık talebinin, dünyanın bir yılda yerine koyabileceği kapasiteyi aştığı gün olan Küresel Limit Aşım Günü (World Overshoot Day), 2020 yılı için 22 Ağustos olarak saptandı. 22 Ağustos 2020 itibariyle 2021 yılının kaynaklarını tüketmeye başladık. Bunun diğer bir karşılığı ise 1,6 dünya varmışçasına tüketim yaptığımızdır. Artan bu tüketim talebi ise başta çevresel olmak üzere sosyal ve ekonomik sorunları beraberinde getirmektedir.

Ülkeler ve kurumlar yaşanan bu sorunların çözümünü yıllar önce düşünmeye başladı ve bunun bir çıktısı olarak sürdürülebilirlik kavramı hayatımıza girdi. Yaşanan bu sorunların 2030’a kadar çözülmesi amacıyla 2015 yılında ülkeler bir araya gelip Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları odağında taahhütlerde bulundular. Çözüm için 17 amaç ve 169 hedef belirlendi.

Endüstriler ise sürekli bir dönüşüm içinde gelişmeye devam etti. Üretimde teknoloji kullanımı artarken verimlilik de artmaya başladı. Endüstride yaşanan bu değişimler ve yapılan iyileştirmeler var olan sorunların çözümü için yeterli olmadı. Geleneksel iş modellerine devam etmek yerine, endüstriler yeni bir iş modeli tasarlamayı gündemine aldı.

Üret, kullan ve çöpe at yaklaşımı üzerine şekillenen doğrusal ekonomi yerine üret, kullan ve çöpe atmak yerine tekrar üretim sürecine dahil edilebilecek döngüsel iş modelleri yaygınlaşmaya başladı. Kurumların ölçeği büyüdükçe dönüşüm süreçleri daha fazla zaman alabiliyor. Fakat yeni döngüsel iş modeli üzerine şekillenen girişimlerin giderek artması bizlere umut veriyor. Büyük ölçekli kurumların bu girişimcilerle işbirliği yapmaları kendilerinin de ekonominin de dönüşmesini hızlandıracaktır. Yaptıkları çalışmalarla ülkemizde bize ilham veren girişimlerden bazılarını paylaşmak isteriz.

Meyve Kabukları ve Sebze Artıklarından Tasarıma: OTTAN

“Uzmanların tahminlerine göre, tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmediğimiz takdirde dünya üzerindeki bütün ormanlar 100 yıl içerisinde yok olabilir. Bunun yanı sıra her sene üretilen gıdanın ortalama 1.3 milyar ton ağırlığındaki üçte birlik kısmını israf ediyor ve şehirlerden 800 milyon tonluk bahçesel atık çıkarıyoruz. Neden doğal kaynakları tüketmek yerine bertaraf etmeye çalıştığımız ‘atıklardan’ fayda sağlamıyoruz?” diye soruyor OTTAN. İş modelini de bunun üzerine şekillendiriyor.

Meyve kabukları, kullanım tarihi geçmiş tahılları, sebze artıkları; yerel firmalardan, üreticilerden, belediyelerden ve seralardan aldığı dökülen yapraklar gibi yeşil atıkları topluyor. Çeşitli gıda ve bahçe atıklarını topluyor, temizliyor, kurutuyor ve öğütüyor. Ortaya çıkan doğal hammaddeyi, doğal reçinelerle birleştirerek, bu karışımı kalıplara döküyor ve minimal, çok kullanışlı ürünler ortaya çıkıyor. Yeşil atıkları kullanabilirken, ağaçları kesmeye hiç gerek yok.

Atık Halıdan Hammaddeye: Hagelson

Hagelson Plastik ve Geri Dönüşüm, 2016 Mart ayında TÜBİTAK desteği ile kurulmuş bir AR-GE firmasıdır. Genel olarak polimer malzemeler ve yeni geri dönüşüm sistemleri üzerine çalışıyor. Kendi geliştirdiği proje ve ürettiği yeni teknoloji sayesinde atık ve fire halıların geri dönüşümünden yeni plastik hammadde üretimi yapıyor. Bu sayede firmaların üretim esnasında oluşan dokunmuş fire halılarını, halı zemin kaplama işlerinde oluşan kenar firelerini veya proje aşamasında toplanan eski atık halıları bertaraf etme sorununu ortadan kaldırıyor. “Üretiminde dünyada 3. olduğumuz ve yılda yaklaşık 240 bin ton tükettiğimiz halı ve benzeri ürünlerin etkili ve faydalı yöntemler ile geri dönüştürme” misyonu ile çalışmalarına devam ediyor.

Zeytin Atıklarından Biyoplastiklere: Biolive

Biolive, petrol bazlı plastiklerden kaynaklanan problemlerin üstesinden gelmek ve biyoplastik pazarındaki eksiklikleri gidermek için zeytin atıklarından yapılan doğal biyoplastik granüller üreten bir biyoteknoloji şirketidir. Biyolojik olarak parçalanabilen, kanserojen ve toksik madde içermeyen Bio-Pura isimli hammaddesi ile firma, farklı sektörlere özel uygulamalar için çözümler sunuyor. Petrol türevli plastiklerin kullanıldığı birçok sektörde farklı içeriklerle hazırlanan Bio-Hype, Bio-Pype ve Bio-Lype ürünleri kullanılıyor. Firmalara farklılaştırılmış hammadde alternatifleri sunuyor.

Canlı Organizmalarla Deri Gibi Gözüken Tabakalar: Gozen Institute

Sürdürebilirlik konusunda araştırma tezini hazırlarken, çevreyi kirleten etkenlerin önemli bir kısmının hayvancılık endüstrisi kaynaklı olduğunu gören Gozen Institute, bu kadar olumsuz tablonun içinde alternatif olarak nasıl malzemeler üretebileceğini düşünerek işe başlıyor. Gozen Institute, canlı organizmalarla deri gibi gözüken tabakaların oluşmasını sağlıyor. Onlara doku, form ve renk vererek malzemeleri geliştiriyor. Amacı, biyo-fabrikasyon olarak adlandırdığı teknoloji ile canlı organizmaları kullanarak biyolojik olarak çözünebilen tekstiller üretebilmek. Aynı zamanda çevre dostu bu materyalleri fabrikaya gerek kalmadan da yetiştirebilmek. Günümüzde üretilen pek çok kıyafet plastik bazlı akrilik, naylon veya polyester kullanılarak fabrikalarda üretiliyor. Bu materyallerin çoğu kimyasal olup doğada çözünebilir değil diyerek yeni yaratılacak malzemelerin doğada yüzde yüz çözünebilir ve kimyasalsız tekstiller olması için çalışmalarına devam ediyor.

Verdiğimiz bu örneklerin sayısı artırılabilir. Hepsinin ortak noktası; kendi ilgi ve uzmanlık alanlarında bir sorunu tespit edip, çözümü için ne yapabiliriz sorusunu kendilerine sormaları. Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak; sadece sorunları dile getirmenin çözüme bir katkısı olduğunu düşünmüyoruz. Evet, sorunlar var ve dile getirilmeli, ancak yapıcı eleştiriler yapılmalı ve iyi uygulama örnekleri ön plana çıkarılmalıdır. Çünkü dönüşüm, bardağın dolu tarafını görenler tarafından gerçekleştiriliyor. Bunu başaran sürdürülebilirlik liderleri; sorunun farkında olan, “çözüm için ben ne yapabilirim” diye soran ve dönüşüm için kararlılıkla adımlar atan bireylerdir. Dönüşüm, atılan bireysel adımların çoğalmasıyla gerçekleşiyor. Daha iyi bir gelecek için, herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor. Hepimizin bu gidişte bir payı varsa, yine hep beraber mücadele etmeliyiz. Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak bizler; bu dönüşümün sağlanması için tüm paydaşlarla birlikte adım atmaya hazırız. Dileyen herkes bize sosyal medya hesaplarımızdan ve info@surdurulebilirlikadimlari.org adresinden ulaşabilir.

Krizler ve Umutlar başlıklı Trendbook’a buradan ulaşabilirsiniz.

25. Sürdürülebilirlik Gündemi’nde orman yangınları ve sonrasında yapılabilecekleri Prof. Dr. Ünal Akkemik ile konuştuk

Orman Yanginlari, Unal Akkemik, Cekul, Surdurulebilirlik Gundemi 3

Ülkemizi saran orman yangınlarının nedenlerini, afet sonrası atılması gereken adımları konuşmak üzere İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Orman Fakültesi Öğretim Üyesi ve Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ünal Akkemik’i Sürdürülebilirlik Gündemi’nde ağırladık.

Orman yangınlarının olası nedenlerini ve yangınların iklim krizi ile ilişkisini Prof. Dr. Ünal Akkemik ile konuştuk. Akkemik: “10 yangından 9’unun sebebi insan. İnsan kaynaklı yangınların %47’sinin sebebi belli değil. Son çıkan yangınların da sebebini bilmiyoruz. Ancak yangınların aynı anda, birçok yerde çıkmasından dolayı insan kaynaklı olma ihtimali çok yüksek.” Akkemik’e göre yangın çıktıktan sonra bu kadar yayılmasının sebebi iki şekilde değerlendirilebilir. Birincisi, bütün ormanların yönetiminden sorumlu Orman Genel Müdürlüğü’nün (OGM) bu konudaki zafiyeti. İkincisi ise, iklim değişikliği. Akdeniz Havzası’nda sıcaklığın yükselmesi, nemin düşmesi, yağış rejiminin bozulması ve sıcak hava dalgalarının artması yangını tetikliyor ve ortaya çıkan yangın alanın genişlemesine ve yangın sayısının artmasına yol açıyor.”

Orman yangınları ve iklim değişikliği

Prof. Dr. Ünal Akkemik yangın sonrası atılması gereken adımları da bizlerle paylaştı. “Orman Genel Müdürlüğü (OGM) bütün ağaç kesimlerini durdurmalı, ihtiyacından fazlasını şu an yangınlardan elde edecek. Orman mühendislerinin, şeflerinin önemli bir kısmı Akdeniz Bölgesi’ne kaydırılmalı. Çok hızlı bir şekilde damgalama yapılarak, kesim sürecine girilmeli ve kesilen ağaçlar sahadan çıkarılmalı. Sahadan çıkarılırken üzerlerinde bulunan kozalaklar toprağa serilmeli. Ormanlar 30 yaş ve üzerindeyse ve kozalak varsa, bu tip ormanlarda en doğal yaklaşım ağaçlandırmanın doğal süreçlerle yürütülmesidir.” Akkemik, bu konudaki düşüncelerini ayrıca şu sözlerle dile getirdi: “Türkiye’deki çam türleri milyonlarca yıldan bu yana evrimleşerek günümüze gelmiştir. Hiçbir zaman, hiçbir yangında çamlar suçlu değildir. Bu çamları kesip atalım, bunun yerine de zeytin, badem, incir, ceviz gibi meyve ağaçları dikelim demek; ekosisteme haksızlıktır, ekosisteme çok büyük bir müdahaledir, bu orman kurmak değil, ağaç tarımı yapmaktır.”

Orman yangınlarını önleyebiliriz

Prof. Dr. Ünal Akkemik‘e göre orman yangınlarını önlemek için ormanlara girmeyi bırakmamız gerekiyor. Ormanlara taş-kum ocakları, HES (Hidroelektrik Santral), RES (Rüzgar Enerji Santrali), büyük yollar, kamu binaları, oteller, çöp depolama alanları yapılıyor. Bütün yatırımlarımızı orman kenarlarına yaptığımız zaman yangınlardan kaçış yok demektir. Akkemik, yangınla mücadele için yapılması gerekenleri şu şekilde sıraladı: “Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ile Türk Hava Kurumu (THK) bir araya gelerek uçak ve helikopter alabilir. İhaleye ihtiyaç duymayız ve kendi envanterimizde uçaklarımız olur. Yangın işçileri, yangın istasyonları, uçak ve helikopter filosu hazır olmalı, eğitimler yapılmış olmalı. OGM Halkla İlişkiler Dairesi bilinçlendirme faaliyetleri yapmalı. Yangın öncesinde, sırasında ve sonrasında neler yapılmalıdır? üzerine kitapçıklar ve kamu spotları yapılmalı. Ormanların %65’i yanma riskiyle karşı karşıya. Bir Akdeniz ülkesi olarak İklim Değişikliği ve Orman Yangınları Araştırma Merkezi’ne ihtiyaç var.” Peki, bireyler olarak bizler ne yapabiliriz? Akkemik’e göre ilk olarak doğru bilginin yayılmasına katkı sağlanabilir. Karşımıza çıkan bir bilgiyi araştırmadan paylaşmamalıyız. Turizm yasasındaki değişiklik, yangın sonrası ağaçlandırma gibi konularda duyarlı olunabilir. Sosyal medyadan baskı yapılabilir. Son olarak, iklim değişikliğinin çok ciddi bir sorun olduğunun toplumun tüm kesimlerine işlenmesi şart.”

Orman Yangınları ve Sonrası Yapılabilecekler – 25. Sürdürülebilirlik Gündemi

Orman Yanginlari, Unal Akkemik, Cekul, Surdurulebilirlik Gundemi 3

Kriz durumlarında sıklıkla karşımıza çıkan bilgi kirliliğinin önüne geçersek doğru adımların atılmasını sağlayabileceğimize inanıyoruz. Bu düşünce ile Sürdürülebilirlik Gündemi'nin bu haftaki konuğu İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Orman Fakültesi Öğretim Üyesi ve Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ünal Akkemik olacak.

Orman yangınlarının nedenlerini, yangın sonrası ağaçlandırmayı, ekolojik hayatın dönüşümünü ve orman yangınlarını önlemek için yapılması gerekenleri konuşacağız.

Sürdürülebilirlik Gündemi, 6 Ağustos Cuma günü saat 16.30’da Sürdürülebilirlik Adımları Derneği Youtube kanalında olacak.

Cuma günü görüşmek dileğiyle!

Herkesi etkinliğimize bekliyoruz.

24. Sürdürülebilirlik Gündemi’nde Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorununu Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Meryem Kayan ile konuştuk

Surdurulebilirlik Gundemi Youtube cmo cevre muhendisleri odasi meryem kayan

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak farklı alanlarda yaşanan sorunlara çözüm odaklı yaklaşmayı, kendi uzmanlık alanında değişime liderlik edenlerle sohbet etmeyi ve onlardan ilham almayı önemsiyoruz.  Son günlerde ülkemizin en önemli gündem maddelerinden biri olan Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorununu ve çözüm önerilerini konuşmak üzere Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Meryem Kayan’ı Sürdürülebilirlik Gündemi’nde ağırladık.

Marmara Denizi’nde alışılmadık miktarda artış gösteren müsilaj, Ege ve Karadeniz’i de tehdit eden büyük bir soruna dönüşmüş durumda. Peki müsilaj nedir ve nasıl oluşmaktadır? Müsilaj diğer bir adıyla deniz salyası, deniz içerisindeki azot ve fosfat gibi organik maddelerin artması durumunda fitoplanktonların aşırı çoğalarak yapışkan, salyamsı bir madde salgılaması sonucu oluşmaktadır. Meryem Kayan’a göre müsilajın ortaya çıkmasında iki temel unsur var. Evsel ve endüstriyel atık suların ileri arıtma teknikleri kullanılmadan Marmara Denizi’ne boşaltılması bu unsurlardan ilki. İkinci bir temel unsur ise Marmara Denizi’ndeki durağanlık. İklim krizi sonucu deniz suyu sıcaklığındaki artış da deniz canlılarının üremesine olanak sağlamaktadır. Bu durum müsilaja iklim krizinin mi neden olduğu tartışmalarını doğurmaktadır. Meryem Kayan’a göre, iklim krizi gibi müsilaj da çevre tahribatının bir sonucu, sebebi değil. Ancak su sıcaklığının artması sadece müsilaja değil, farklı türlerin artmasına ve çoğalmasına olanak verecek.

Çevre Mühendisleri Odası’nın müsilaj sorunu için sunduğu çözüm önerilerini de dinleme fırsatı bulduk. Meryem Kayan: “Marmara uzun yılların birikimi sonucunda bu sorunu yaşıyor. Düzelmesi noktasında zaman ve süreç lazım. Sebebimiz belli; atık su girdisi kök sebep, balıkçılık, aşırı avlanma, deniz yüzeyinde gemi transferleri gibi etkenler de söz konusu ancak sebebin %80’i evsel ve endüstriyel atıkları Marmara Denizi’ne boşaltmamız. Çözüm olarak, kısa vadede Marmara Denizi’ne deşarjların acilen kesilmesi ve Karadeniz’e taşınması lazım. Atık su arıtma tesisleri bir an önce ileri biyolojik ya da biyolojik arıtma tesislerine çevrilmeli. Tesis olmayan yerlere bu girişimler yapılmalı. Kanal İstanbul Projesi’ne yapılacak olan yatırımın 7 tane ilin arıtma tesislerine harcanması yerinde olur. Kamu kontrolü sürekli ve ciddi olarak yapılmalı. Bu adımları attığımız takdirde 10-15 yıl içerisinde Marmara’yı belli bir seviyeye kadar kurtarmış olabiliriz.”

Deniz Salyası – Müsilaj, Meryem Kayan – 24. Sürdürülebilirlik Gündemi

Surdurulebilirlik Gundemi Youtube cmo cevre muhendisleri odasi meryem kayan

Sürdürülebilirlik Gündemi'nin konuğu Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Meryem Kayan olacak. Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak farklı alanlarda yaşanan sorunlara çözüm odaklı yaklaşmayı, kendi uzmanlık alanında değişime liderlik edenlerle sohbet etmeyi ve onlardan ilham almayı önemsiyoruz. Sürdürülebilirlik Gündemi'nin bu programdaki konuğu Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Meryem Kayan olacak. Gündem maddemiz ise deniz salyası-müsilaj.

Müsilajın sebeplerini, atık su ve atıksu arıtımının önemini ve Çevre Mühendisleri Odası’nın konuyla ilgili çözüm önerilerini konuşacağız. Sürdürülebilirlik Gündemi, 17 Haziran 2021 Perşembe günü saat 16.00’da Sürdürülebilirlik Adımları Derneği Youtube kanalında olacak.

Herkesi etkinliğimize bekliyoruz.

23. Sürdürülebilirlik Gündemi’nin konuğu Karakarga Tasarım Stüdyosu Kurucu Ortağı ve Tasarımcı Hatice Gökçe oldu

Surdurulebilirlik Gundemi Surdurulebilir Moda, Hatice Gokce

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak farklı alanlarda yaşanan sorunlara çözüm odaklı yaklaşmayı, kendi uzmanlık alanında değişime liderlik edenlerle sohbet etmeyi ve onlardan ilham almayı önemsiyoruz. Tasarımlarının çevresel, sosyo-kültürel ve ekonomik etkilerini göz önünde bulunduran Hatice Gökçe, moda sektöründe acil bir dönüşüm yaşanması gerektiğini savunan, değişime liderlik eden isimlerden biri. Kendisi ile modada yaşanan sorunları, üretilen çözümleri, sürdürülebilir modayı ve sürdürülebilir modanın geleceğini konuştuk.

Hatice Gökçe, sürdürülebilir modayı şu şekilde tanımlıyor: “yoldan çıkmış moda sektörünün, farklı davranabileceğine inanan bir moda hareketi”. Hatice Gökçe’ye göre, moda sektörünün sorunlu olmasına yol açan nedenlerden biri markalardan beklenen hız. Moda endüstrisinin çevreye verdiği zarar ise en büyük sorunlardan bir tanesi. Bu nedenle moda sektörünün çok büyük sorumluluk alması gerekiyor. Sorumluluk alan tasarımcılardan biri olan Hatice Gökçe, tasarım koordinatörlüğünü üstlendiği ARGANDE markasını da bizlere anlattı. Türk tasarım kimliğinin görülebildiği ARGANDE markası, 2008 yılından bu yana GAP bölgesinde yaşayan kadınlara istihdam sağlamış. Proje, GAP bölgesindeki kadın gücünün farkına varan tasarımcıların, bölgedeki kadınlarla çalışmak istemesine neden olmuş. ARGANDE markası, toplumsal ve finansal sürdürülebilirliğe senelerce katkı sunmuş, sunmaya da devam ediyor. 

Sürdürülebilir moda, son yıllarda üzerine oldukça düşünülen, konuşulan, tartışılan bir konu. Pandeminin ve iklim değişikliğinin etkilerini görmeye başlamamızın bunda etkisi olduğunu düşünen Hatice Gökçe’ye göre, pandemi ile sürdürülebilir moda hareketi hızlanmış oldu. Yerel kaynaklar kıymetli olmaya başladı, ülkeler içlerine dönerek kendi kültürel değerlerine yaklaşmaya başladı. Markalar tüketicilerin istekleri ile yüzleştiği bir yola girdi. Hatice Gökçe’ye göre, moda sektörünün değişmesini sağlayacak olan topluluk bilinçli tüketiciler.  Özellikle, genç nesil sorgulayıcı ve ikna edici. Markalara yeni görev ve sorumluklar yükleyebiliyorlar. Markalar hayatta kalmak için sürdürülebilir modanın gerekliliklerini uygulamak zorundalar; daha az su kullanmalılar, yeni teknolojilere yatırım yapmalılar. Sohbetimizi sonlandırmadan önce, sürdürülebilir modanın geleceğini de konuştuk. Hatice Gökçe: “Atık miktarının çok fazla olması ve bunların dönüştürülmesine olan ihtiyaç ile sürdürülebilir modanın yaratacağı alanlar ortaya çıkacak. Tasarımcı mühendislere ihtiyaç duyulacak, Upcycle yeni bir tasarımcı başlığı olacak.”