Haberi Okuyan Çözümü Görmeli

amaclar icin iletisim surdurulebilirlik adimlari ozgur gurbuz ekosfer

Günümüzün en önemli meselelerinden biri olan iklim krizinin toplumların gündemine taşınması ve yapılabilecekler konusunda farkındalığın arttırılması için medyanın gücüne ihtiyaç var. Bu noktada iklim haberciliği; iklim krizinin bilinilirliğinin ve çözümlerin görünürlüğünün sağlanmasına dair eşsiz bir konuma sahip.

İklim haberciliği; iklim değişikliği, nedenleri ve etkileri ile ilgili bilgi toplar, çevresel öngörüleri, iklim değişikliğini azaltmanın yollarını sunar. İklim krizinin günümüzdeki etkilerine ve gelecek senaryolarına da yer verir. Ancak çözümlerden bahsetmeyen iklim krizi haberlerinde, “10 yıl kaldı veya gelecek 20 yıl içinde” gibi okuyucunun dikkatini çekmeye yönelik kullanılan kalıplar iklim haberciliği üzerinde felaket haberciliği algısının oluşmasına yol açabilir. Peki, iklim krizi haberciliği nasıl yapılmalıdır? Gazeteci ve Ekosfer Derneği Kurucusu Özgür Gürbüz sorumuzu yanıtladı.

İklim krizini değil çözümü büyütelim

Gazeteciliğin özünde kamu yararı var. Haber yapmamızın en önemli nedeni, kamuyu yani halkı korumak. Çevre gazeteciliğinde bu kavramı biraz daha genişletip, kamunun yerine yaşamı koymalıyız. İklim haberlerine de bu bakış açısıyla yaklaşmak önemli. Bu sayede haberlerinizi, işin özünden uzaklaştıracak (kim daha suçlu gibi) kıyaslamalardan ve iklim inkarcılarından koruyabilirsiniz.

İklim 101

İklim krizi özelinde uzmanlaşmak önce temel bir çevre/ekoloji bilgisi gerektiriyor. Ardından da iklim, enerji ve uluslararası müzakerelerle ilgili kavramları öğrenmeliyiz. Seragazları, iklim değişikliğinin nedeni, etkileri ve başta enerji olmak üzere tüm sektörlerde sorun ve çözüm için önerilen temel fikirlerin bilinmesi sizi haber kaynaklarınızla konuşurken bir adım öne çıkarır. İklim inkarcılarına karşı koruma sağlar ve bir süre sonra karışık görünen kavramları basitleştirerek anlatmanıza yarar. Herkesin bildiğini düşündüğümüz terimleri daha net bir şekilde belirterek çözüme destek olmaya da başlarsınız. Fosil yakıtlar deyip geçmek yerine, parantez açıp (petrol, kömür ve doğalgaz) yazarsanız, okuyucunuz krizin sorumluları ve hayatı arasında daha rahat bir ilişki kuracaktır. Basit bir fark ama haberinizi daha faydalı hale getirir.

İklimle ilgili terimler karmaşık gelebilir. Aslında, bir alanda uzmanlaşmak isteyen her gazetecinin göze aldığı bir çalışmadan farklı değil. Hukuk ya da sağlık terimleri daha kolay mı sanıyorsunuz? İklim krizi gıdadan enerjiye, uluslararası ilişkilerden yaban hayata kadar farklı alanlara dokunduğu için ev ödevimizin biraz daha çok olduğunu kabul edelim ama korkmayalım.

Haberi okuyan çözümü görmeli

İklim kriziyle ilgili haberlerin, özellikle Türkiye’de, felaket senaryolarına odaklı olduğu, bu yüzden de okuyucu/izleyiciyi güçsüz hissettirdiğini düşünüyorum. Kendini felaketin büyüklüğü karşısında çaresiz hisseden okuyucu konudan uzaklaşıyor ya da görmezden gelmeye çalışıyor. İklim krizinin bir dizi felakete neden olacağını söylemek ve bunların boyutlarından bahsetmek elbette gerekebilir ama işi orada bırakmamalıyız. Haberlerde çözüme yer vermek, yerele ve insan öykülerine yaklaşmak çok önemli. Sorunu çözmeye nereden başlayacağını haberimiz göstermeli; en azından bu konuda fikri olanlara mikrofon uzatmalı.

Bugün karşımıza çıkan birçok haberin iklim kriziyle bağı var ama bazen doğru soruyu sormuyor bazen de o bağı görmüyoruz. Bu da önemli bir gazetecilik yeteneği olduğunu düşündüğüm, “haber görme”yi çok daha önemli kılıyor. Yeni açılan bir metro hattının uzunluğu yazarken aklımıza o hat sayesinde ne kadar seragazının atmosfere bırakılmadığı gelmiyor. Kömür santralına takılan filtreleri iyi haber diye anlatan yetkiliye, “peki ya iklimi değiştiren ve hiçbir filtreyle tutulamayan seragazlarını ne yapacaksınız” diye sormuyoruz. Haber eksik kalıyor hatta yanıltıcı bile olabiliyor. Bisikletiyle işine giden “çılgın bir sporcu”nun harika öyküsünü, destansı fotoğraflarla anlatırken onun aslında otomobiliyle işe giden birine kıyasla dünya için nasıl bir kahramanlık yaptığından bahsetmiyoruz. İklim kahramanı özendirmek, başkalarının onu örnek almasını sağlamak elimizde ama iklimle bisiklet arasındaki ilişkiyi biz görmezsek direksiyon başındakilerin de göremeyeceğini unutuyoruz.

İklim krizinin yaşamı nasıl etkilediğini, yaşayanların gözünden anlatmayı ve çözüm için atılan irili ufaklı her adımı hikayeleştirebilirsek çok önemli haberlere imza atacağımız kesin.

Burada dile getirilen görüşler Sürdürülebilirlik Adımları Derneği‘ne aittir. Dolayısıyla hiçbir biçimde Hollanda Kraliyeti Başkonsolosluğu’nun resmi görüşleri olarak değerlendirilemez.

Amaçlar için İletişim Projesi’nin gönüllülük programına, STK ve bağımsız medya kuruluşlarından başvurular alınmaya başlandı

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği’nin Hollanda Kraliyeti Başkonsolosluğu desteği ile hayata geçirdiği Amaçlar için İletişim Projesi’nin gönüllülük programına, STK ve bağımsız medya kuruluşları başvurular alınmaya başlandı

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği’nin Hollanda Kraliyeti Başkonsolosluğu desteği ile hayata geçirdiği Amaçlar için İletişim Projesi, üniversitelerin gazetecilik, halkla ilişkiler, sinema televizyon, reklamcılık, yeni medya gibi iletişim bölümlerinde okuyan öğrenci ve yeni mezunlar arasında bağımsız haberciliği teşvik etmeyi amaçlıyor. Proje ile gençler, alanında uzman kişilerle çevrimiçi platformlarda bir araya gelerek deneyim paylaşımında bulunacak, iletişim ve sürdürülebilirlik konularında eğitim alacaklardır.

Amaçlar için İletişim, üniversitelerin gazetecilik, halkla ilişkiler, sinema televizyon, reklamcılık, yeni medya gibi iletişim bölümlerinde okuyan öğrenci ve yeni mezunlar arasında bağımsız haberciliği teşvik etmeyi amaçlıyor. Proje ile gençler, alanında uzman kişilerle çevrimiçi platformlarda bir araya gelerek deneyim paylaşımında bulunacak, iletişim ve sürdürülebilirlik konularında eğitim alacaklardır.

Eğitim programının ardından gençlerin yetkinliklerini kurumların ihtiyaçlarıyla birleştirmek amacıyla yürütülecek olan gönüllülük programında gençler, STK ve bağımsız medya kuruluşlarına gönüllü olarak görsel, yazılı, işitsel içerik veya sosyal medya yönetimi desteği sunacaklardır. Gönüllüler kurumunuza online olarak katkı sağlayacaklardır.

Gönüllülük programı, Nisan – Ekim 2021 tarihleri arasında yürütülecektir. Programın sonunda hem gönüllülerle hem de sizinle ölçme-değerlendirme formu paylaşılacaktır.

Türkiye’nin her şehrinden, hak temelli çalışan STK’lar, bağımsız medya kuruluşlarına başvuru yapabilirler.

Siz de gönüllülerin kurumunuza yazılı, görsel veya işitsel içerik üretmelerini istiyorsanız aşağıdaki başvuru formunu doldurabilirsiniz. Başvurular Mart ayı boyunca açık olacaktır.

Gönüllülük süresince katılımcılar tarafından üretilen, paylaşılan ve yayınlanan içerikler katılımcılara ait olup Sürdürülebilirlik Adımları Derneği içeriklerden sorumlu değildir.

Program ile ilgili sorularınız için  [email protected]  adresinden bize ulaşabilirsiniz.

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği UN Global Compact’e üye oldu

Surdurulebilirlik Adimlari Dernegi UN Global Compact uye oldu

Sürdürülebilirlik çalışmalarının yaygınlaştırılması, etkinleştirilmesi ve geliştirilmesini sağlamak ve kurumlarda ve toplum hayatında gereken dönüşümün gerçekleşmesine katkıda bulunmak amacıyla kurulan Sürdürülebilirlik Adımları Derneği, Birleşmiş Milletler (UN) Global Compact’e üye oldu.

Dünyanın en büyük kurumsal sürdürülebilirlik inisiyatifi olan UN Global Compact, 160’tan fazla ülkede, 12.000’in üzerinde şirket ve 4.000’in üzerinde şirket dışı üyesiyle gezegenimiz, insanlar, topluluklar ve pazarlara fayda sağlayan sürdürülebilir ve kapsayıcı bir küresel ekonomi yaratmak için kurumların iş birliği yaparak harekete geçmelerini teşvik ediyor. Ortak idealler çerçevesinde çalışmalar yürüten kişi, kurum ve kuruluşlarla birlikte daha sürdürülebilir bir dünya inşa etme misyonumuz doğrultusunda 2021 yılında Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin bir parçası olduk.

Sorunlara Çözümler Buluşması’nda Erişilebilir ve Temiz Enerji konuşulacak

sorunlara cozumler bulusmasi erisilebilir ve temiz enerji nuri ozbagdatli burcin acan merve gungor seda kayrak bilgen sahin caglayan

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği’nin UNDP Türkiye çözüm ortaklığı ve Zorlu Holding desteğiyle yürüttüğü Sorunlara Çözümler Buluşması, Amaç 7: Erişilebilir ve Temiz Enerji odağında gerçekleşiyor

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları özelinde yapılan ilham verici çalışmaları ve iyi uygulama örneklerini dinlemek, karşılıklı fikir ve deneyim paylaşımında bulunmak amacıyla düzenlenen Sorunlara Çözümler Buluşması, 16 Şubat 2021 Salı günü 18.00’da yapılacak.

Sosyal girişimcileri, sivil toplum kuruluşlarını, özel sektörü ve kamu kurumlarını bir araya getiren Sorunlara Çözümler Buluşması’nda Amaç 7: Erişilebilir ve Temiz Enerji odağında herkes için karşılanabilir, güvenilir, sürdürülebilir ve modern enerjiye erişimin sağlanabileceği; kurumların iyi uygulamaları çerçevesinde konuşulacak.

UNDP Türkiye İklim Değişikliği ve Çevre Portfolyo Yöneticisi Nuri Özbağdatlı moderatörlüğünde gerçekleştirilecek panelde Danimarka Başkonsolosluğu Enerjiden Sorumlu Ticaret Müşaviri Seda Kayrak Bilgen, Finlandiya Doğayı Koruma Derneği EKOenerji Eko-Etiketi İletişim Koordinatörü Merve Güngör, Reengen Enerji IoT Platformu Kurucu Ortağı Şahin Çağlayan ve Zorlu Enerji Ar-Ge ve Akıllı Sistemler Grup Müdürü Burçin Açan konuşmacı olarak yer alacak.

Erişilebilir ve Temiz Enerji başlığı altında yapacağımız Sorunlara Çözümler Buluşmamızda sizleri aramızda görmekten mutluluk duyarız.

Zoom üzerinden yapılacak etkinliğimize kayıt olmak için aşağıdaki linki tıklayınız. Kaydınızın ardından e-posta adresinize bir bağlantı linki gelecektir. Bu linke tıklayarak etkinliğe katılabilirsiniz.

Etkinliğimiz Youtube kanalımız üzerinden de canlı olarak yayınlanacaktır. Sorunlara Çözümler Buluşmalarımızı izlemek için;

Bizler için 2020 nasıl geçti?

Bizler icin 2020 nasil gecti? Surdurulebilirlik Adimlari Dernegi

Pandemi, depremler, orman yangınları, çatışmalar, saldırılar, alışılmadık siyasetler derken çalkantılı bir yılı geride bıraktık. Eminiz, 2020 hakkında herkesin bir söyleyeceği var. Bizler, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına ulaşma çabalarımızın ne kadar önemli olduğunun bir kez daha farkına vardık. Peki, Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak bizler için 2020 nasıl geçti?

Mey Diageo Türkiye ev sahipliğinde düzenlediğimiz “Sürdürülebilirlik Şimdi!” etkinliğinde Gazeteci Meral Tamer ve Ekonomist-Yazar Osman Ulagay’ı ağırladık. Dünya liderlerinin ve küresel iş çevrelerinin bir araya geldiği 50. Dünya Ekonomik Forumu sonrasında kendilerinden Davos 2020 izlenimlerini dinledik.

UNDP Türkiye çözüm ortaklığı ve Zorlu Holding desteğiyle yürüttüğümüz Sorunlara Çözümler Buluşmaları ile bu yıl 6 etkinlik düzenledik. Birbirinden değerli 32 konuşmacı ağırladık. Fiziksel olarak buluşamasak da 1628 kişi bizlerle birlikte oldu.

Derneğimizin Youtube kanalından “Sürdürülebilirlik Gündemi” adlı canlı yayınlara başladık. Bugüne kadar yaptığımız 19 yayında sürdürülebilirlik alanında yaşanan gelişmeleri, çözüm önerilerini ve iyi uygulamaları konunun uzmanlarıyla konuştuk. Binlerce kişiye ulaştık.

Kariyer Etkisi projesini Sürdürülebilir Eğitim Gelişim ve Mükemmellik Derneği ile hayata geçirdik. Üniversiteden yeni mezun gençlerin iş hayatındaki ve toplumdaki yerlerini kuvvetlendirmek ve sürdürülebilirliğin yaygınlaştırılmasında öncü olmalarını sağlamak üzere yaptığımız projeye 20 genç katıldı.

Çevresel ve toplumsal sorunlara çözüm üretmek üzere lise öğrenci ve öğretmenleri, STK gönüllüleri ve üniversite öğrencileriyle Çözümler Atölyelerimizi yaptık.

STK’lar için Dijital Dönüşüm projesini hayata geçirdik. Etkili sosyal medya yönetimi, çevrimiçi toplantı ve etkinlik araçlarının kullanımı, dijital içerik üretimi, canlı yayın yapma, kampanya oluşturma ve yönetme konularında hazırladığımız eğitim programına 40 STK temsilcisi katıldı. Çalışmalarını daha geniş kitlelere duyurabilmeleri için 8 STK’nın tanıtım filmlerini hazırladık.

Dünyadaki sürdürülebilirlik uygulamalarını konuşmak üzere Youtube kanalımızdan İngilizce yayınlara başladık. Think Sustainable programımızla yenilikçi işlere imza atan birbirinden değerli isimlerle sürdürülebilirlik çalışmaları, gelecek projeleri ve öngörüleri üzerine konuşuyoruz.

Hollanda Kraliyeti Başkonsolosluğu desteğiyle üniversite öğrencileri ve yeni mezunlar arasında bağımsız haberciliği teşvik etmek amacıyla Amaçlar için İletişim projemizi hayata geçirdik.

2020’de 3 yeni proje, 20 canlı yayın, 17 etkinlik ve atölye yaptık. 50’den fazla konuşmacı ağırladık. Ve tüm bunları 2500’ün üzerinde katılımcıyla paylaştık.

Biliyoruz ki bugün, kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınma için bizlere her zamankinden daha çok iş düşüyor.

2021 yılında da paydaşlarımızla sürdürülebilirlik odağında etkili işler yapmaya ve sizlerle beraber olmaya devam edeceğiz…

2021 yılının ilk Sürdürülebilirlik Gündemi’nin konuğu Gazeteci-Yazar Meral Tamer oldu

Surdurulebilirlik Gundemi Gazeteci-Yazar Meral Tamer

Umutla karşıladığımız 2021 yılının ilk Sürdürülebilirlik Gündemi yayınında, geleceğe umutla bakan, öğretilmiş kalıpların içinde hareket etmeyen, enerjisiyle çevresindekilere mutluluk aşılayan Gazeteci-Yazar Meral Tamer’i ağırladık.

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak yaşanan sorunlara çözüm odaklı yaklaşmayı ve değişimi yaratabilmek için umutlu olmayı önemsiyoruz. Pandemiyle birlikte artan sorunlar kadar bu sorunların giderilmesi için umutla mücadele eden insanlara daha fazla denk geldik. Her şey kötüye giderken umut dolu hikayeleri üretenlerin önemli bir özelliği, değişime hızlıca adapte olmalarıydı. Meral Tamer de işte o insanlardan biri…

Pandemiyi doğaya davranışımızın bir cevabı olarak gören Meral Tamer, evde kaldığımız bu süreçte kendini keşfetme, bu yaşındaki Meral Tamer’i tanıma, kızıyla bu zorlu dönemi beraber geçirme fırsatı bulmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Bizlerin şanslı grupta olduğunu, kendimizi, hayatımızı dönüştürme fırsatını bulabildiğimizi de sözlerine ekledi. “Nokta kadar bir virüs geldi. Hepimiz aynı fırtınaya yakalandık ama aynı gemilerde değildik.”

Umutlu ve mutlu olmanın sırrı

Meral Tamer’e göre umutlu ve mutlu olmak aslında öğrenilebilen zihinsel bir beceri. “Mutlu olmak için öncelikle karar vermek lazım, sonrasında da emek.” Bardağın dolu tarafını görmeye, umutlu olmaya kendinizi zorlayın tavsiyesinde bulunan Meral Tamer şu sözleriyle bizleri düşünmeye davet ediyor: “İstersek doğduğumuz gibi kalmayabiliyoruz, ayakta kalabilmek için gülmeyi öğrendim, gülüşümü bile değiştirdim, zaman içinde hepsi huyum haline geldi.”

Meslek hayatında birçok insanın hayatına dokunan, toplumsal kampanyaların yaratılmasına öncülük eden Meral Tamer, tüketici hakları, kız çocuklarının eğitimi, kadının iş dünyasına katılımı, Trafikte Ortak Akıl Platformu, Haklı Kadın Platformu gibi birçok toplumsal mesele üzerine hem yazıp hem de aktif çalışmalarda bulundu. Kampanyaların başlama hikayesini bizlerle paylaşırken yapılan çalışmalarda zıt kutupların bir araya gelmesinin öneminden bahsetti. İklim değişikliği, mülteci sorunu gibi konularda da zıt kutupların bir araya gelmesinin çözümün bir parçası olabileceğinin altını çizen Aktivist Gazeteci Meral Tamer, çözümü Z kuşağının genç kızlarında ve kadınlarda gördüğünü de sözlerine ekledi.

Pandemide kadınların yönettiği ülkelerin daha etkili ve daha erken kararlar aldığını gördük. Tamer, üyesi olduğu SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği ile kurdukları Ülkemi Ben Yönetsem web sitesini yeni açtıklarından bahsetti. Kurdukları bu platformda, karar mekanizmalarında kadınlar olsa ülkelerin daha eşitlikçi ve daha adil olacaklarına inanıyorlar. Genç kızlardan “ülkemi ben yönetsem…” diye başlayıp, fikirlerini söyledikleri videoları yollamalarını isteyen Tamer, bu görüşleri web sitelerinde paylaşmaktan mutluluk duyacaklarını söyledi.

Meral Tamer, meslek hayatı boyunca Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarından Amaç 4: Nitelikli Eğitim, Amaç 5: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Amaç 10: Eşitsizliklerin Azaltılması, Amaç 12: Sorumlu Üretim ve Tüketim gibi birçok amaca dokunmuş. Adı ne olursa olsun önemli olan çözüm üretmek ve mücadele vermek. Biz de atacağımız her adımda Meral Tamer’in enerjisinden ve hikayesinden güç almaya devam edeceğiz…

Sürdürülebilirlik Gündemi’nin konuğu Gazeteci-Yazar Meral Tamer olacak

Surdurulebilirlik Gundemi Gazeteci-Yazar Meral Tamer

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak yaşanan sorunlara çözüm odaklı yaklaşmayı ve değişimi yaratabilmek için umutlu olmayı önemsiyoruz. Pandemiyle birlikte artan sorunlar kadar bu sorunların giderilmesi için umutla mücadele eden insanlara daha fazla denk geldik. Her şey kötüye giderken umut dolu hikayeleri üretenlerin önemli bir özelliği, değişime hızlıca adapte olmalarıydı.

2021 yılının ilk Sürdürülebilirlik Gündemi’de geleceğe umutla bakmayı, değişime adapte olmayı ve çözüm odaklı yaklaşabilmeyi bir insan hikayesi üzerinden dinlemek istedik. Konuğumuz Gazeteci-Yazar Meral Tamer…

Bardağın dolu tarafını görmenin, umutlu olmanın, yaratıcı çözümler üretmenin ve toplumsal dönüşümün sağlanması için gençlerin ve yeni liderlerin önemini konuşacağımız Sürdürülebilirlik Gündemi 21 Ocak 2021 Perşembe günü 19.30’da Sürdürülebilirlik Adımları Derneği Youtube kanalımızda.

Herkesi etkinliğimize bekliyoruz.

Think Sustainable: Janneke Leenaars, Interface Sustainability Manager

Think Sustainable Janneke Leenaars Interface Sustainability Manager

The COVID-19 pandemic has dramatically changed the way we work and live. With the epidemic, we are witnessing the importance of sustainable development efforts to achieve the UN Sustainable Development Goals more than ever. We have, once again, realized how poverty reduction, increasing the quality of education, creating decent employment, entrepreneurship, innovation and creativity can contribute to human life and the nature in myriad ways. Based on the vision of a more sustainable and more harmonious lifestyle with the planet, we have started to discuss and question the responsibilities of individuals and institutions more when it comes to the global sustainability vision. It goes without saying that private sector plays an important role in realizing the sustainability goal worldwide. Thus its sustainability endeavours could help to inspire many institutions and individuals in how they adapt, revolutionize and harmonize the ways they think, produce and live towards a more sustainable life style.

To that end, we will be hosting Interface’s Benelux, Scandinavia, Eastern Europe and Emerging Markets Sustainability Manager Janneke Leenaars in our second Think Sustainable program where we try to reach out to pioneering individuals and institution representatives that have been making great efforts to contribute to the planet and society with their out-of-the-box and innovative ideas, and talk about their projects, sustainability visions and future predictions. In our interview with Ms Leenaars, we will talk about Interface’s sustainability vision and projects, its innovative formula of embedding sustainability to its production and supply chain management as well as their predictions on the implications of a post-COVID world for Turkey and the rest of the world.

We welcome you all to our Think Sustainable program, which will be broadcasted live on Tuesday, January  12, at 11:00 CET.

COVID-19 küresel salgını, hepimizin çalışma ve yaşama biçimini değiştirdi. Bugün sürdürülebilir kalkınmanın ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına ulaşma çabalarının çok daha önem kazandığını görüyoruz. Salgınla birlikte yoksulluğun azaltılmasının, eğitim kalitesinin artırılmasının, insana yakışır istihdam yaratmanın, girişimciliğin, yenilikçiliğin ve yaratıcılığın desteklenmesinin insan hayatına ve doğaya olan katkılarının bir kez daha farkına vardık. Daha sürdürülebilir ve gezegenle daha uyumlu bir yaşam tarzı vizyonundan hareketle bireylere ve kurumlara düşen sorumlulukların neler olduğunu daha fazla araştırır ve tartışır (konuşur) hale geldik. Özellikle, üretim ve tedarik süreçlerinde belirgin rol oynayan özel sektör kurumlarının sürdürülebilir kalkınma odağındaki çalışmalarıyla diğer sektörlere ve bireylere nasıl rol model olabileceklerine dair örnekleri özel sektörün küresel sürdürülebilirlik vizyonunun gerçekleştirilmesindeki potansiyelini ve rolünü gözler önüne sermekte.   

Özel sektörün sürdürülebilirlik çalışmalarındaki rolünden hareketle, Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak sürdürülebilirliği farklı açılardan, dünya genelindeki uygulamalarıyla konuşabilmek ve başka coğrafyalarda bu alanda hayata geçen fikirleri yakından takip edebilmek için hayata geçirdiğimiz ve İngilizce dilinde yayımlanan Think Sustainable programının ikinci yayınında Interface Benelüks, İskandinavya, Doğu Avrupa ve Gelişmekte olan Pazarlar Sürdürülebilirlik Yöneticisi Janneke Leenaars’ı konuk edeceğiz. Leenars’la yapacağımız söyleşide Interface şirketinin dünya genelindeki sürdürülebilirlik projelerinden, sürdürülebilirlik ve inovasyonu bir araya getirerek yenilikçi bir bakış açısıyla ortaya koydukları ürünleri ve sürdürülebilir tedarik ağı yönetimi  süreçlerinden, ve özellikle de COVID-19 salgını sonrası Türkiye ve dünya genelinde ilişkin sürdürülebilirlik öngörülerinden konuşuyor olacağız. Sizlerden gelecek sorular ve yorumlarla daha etkileşimli olmasını umduğumuz 45 dakikalık bu yayınımızda Interface’in geliştirdiği sıradışı ve yenilikçi üretim modelinden hareketle stratejik kurumsal sürdürülebilirlik vizyonunun kurumları, bireyleri ve gezegenimizi nasıl etkileyebileceğini keşfediyor olacağız.

12 Ocak Salı günü saat 13:00’da canlı yayımlanacak Think Sustainable programının ikinci yayınına hepinizi bekliyoruz.

Gerçek iletişim, öğretmek kadar öğrenmektir

Amaclar icin Iletisim Baris Dogru Ekoiq Dergisi

İnsanların fikir oluşturmasına, desteklemesine yardımcı olan medya, toplumu yönlendiren bir güç olarak da karşımıza çıkıyor. Davranış biçimlerimizi etkiliyor. Kurumların geleneksel rol ve işleyişlerini değiştiriyor. Doğru ve çözüm odaklı bilgiyi sağlamak, insanları etkileme potansiyeline sahip medya biçimlerini tasarlamak ve sunmak toplumdaki değişimleri teşvik etmede önemli bir rol oynuyor.

İletişimin gücü ile uygarlıklar kurabilir, yeni alanlar yaratabilir, var olan düzeni değiştirebilir, toplumsal sorunların çözümünü sağlayabiliriz. 2012’de Rio’da gerçekleştirilen zirvede yoksulluk, eşitsizlikler, iklim krizi gibi sorunlar, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları başlığı altında toplandı ve 2030’a kadar bu sorunların çözümü hedeflendi. Çözümleri ne kadar görünür ve konuşur hale getirirsek, hükümetleri, kamu ve özel sektör kurumlarını da o kadar sorumlu olmaya teşvik edebilir, sorunların çözümlerine de o kadar yaklaşırız. Peki, bu çözümleri görünür hale getirmek için nasıl bir iletişim yapacağız?  Türkiye’nin ilk sürdürülebilirlik odaklı, yeşil iş ve yaşam dergisi EKOIQ Genel Yayın Yönetmeni Barış Doğru’ya iletişimcilerin etkili sürdürülebilirlik iletişimi için nelere dikkat etmeleri gerektiğini sorduk.

“Sürdürülebilirlik oldukça karmaşık bir teorik ve pratik geçmişe sahip”

Aslında bu sorunun yanıtı, düşünüldüğü kadar karmaşık değil. Gerçek bir iletişimcinin neye dikkat etmesi gerekiyorsa, onlara dikkat etmesi yeterli. Asıl sorun; gerçek bir iletişimcinin neye dikkat etmesi gerektiğine doğru düzgün, anlamlı, çağdaş ve gerçek bir yanıtımız olmamasında yatıyor bence.

Belki biraz karışık bir yanıt gibi gelebilir ama aslında öyle değil. Bu yanıtın kökeni, benim sürdürülebilirlik kavrayışımda yatıyor. O zaman biraz bunu açalım…

Sürdürülebilirlik oldukça karmaşık bir teorik ve pratik geçmişe sahip. Geçmiş diyorum ama geçen bir şey yok. Bu karmaşıklık, iyi bir şekilde analiz edilip çözümlenmediği için sadece geçmişin değil bugünün de sorunu.

İletim mi, iletişim mi?

Benim yanıtım ise sade ve basit: Uygarlığın ortaya attığı ama çözemediği devasa sorunlara bir yanıt arayışıdır sürdürülebilirlik. Dolayısıyla, insanlığın yapıp ettiklerinin, kendi arasındaki ve doğayla ilgili sorunların (ki bunlar da birbirini doğurur, doğuruyor) hepsine bir yanıt verme çabası ve dolayısıyla yeni bir uygarlık tanımlama ve oluşturma gayreti. 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’na baktığınızda bunu daha iyi görebilirsiniz. Bu 17 amacın haricinde uygarlığın bir sorunu var mı? Yok, çünkü bu amaçlar dışarıda hiçbir şey bırakmayacak kadar kapsamlı.

Dolayısıyla; temelleri ve varsayımları çürük uygarlığın her bir parçasında ayrı bir sorun bulunuyor. İşte iletişim de bunlardan biri (ister bireysel, yurttaştan yurttaşa; ister kurumsal, kurumlardan bireylere veya kurumlardan kurumlara olsun). İnsanlığın geleneksel yapılardan sıyrılarak yeni bir modern uygarlık oluşturmasında önemli bir rol oynayan “İletişim”den bahsediyoruz. Adı iletişim olan ama aslında çoğu zaman “iletim” olarak gerçekleşen bu büyük insani eylemden. Aslında sadece dilbilgisel olarak baktığınızda bile, bu alanın isminin “iletim” değil, “iletişim” olması, karşılıklılık, etkileşim ve diyaloğun temel ve vazgeçilmez özellikler olduğunu göstermeye yeterli…

Ancak söz başka, iş başka. Bütün bir iletişim tarihi, bu anlamda bir monologlar tarihi olarak okunabilir. Hedef kitleyi can evinden vuracak, kandıracak, ikna edecek “gümüş kurşunlar” geliştirmenin bilimi olageldi iletişimin ana gövdesi. Eleştirel düşünce ve akımların sözlerinin en ufak bir iz bırakmaması için kendilerine çelikten bir zırh ören bu iletişim dünyasının propagandacıları, “spin doctor”ları, PR’cıları ve reklamcılarının elbirliğiyle geldiğimiz nokta ise, fiziksel alanda 1,5 derece ısınmayla boğuşan bir gezegen, insanlar arası ilişkide ise, “post-truth” (hakkikat sonrası) oldu ne yazık ki… Bu kadar yalan ve manipülasyondan geriye başka ne kalabilirdi ki!

Öznemiz insan!

Dolayısıyla baştaki soruya, yani “etkili sürdürülebilirlik iletişimi için iletişimciler nelere dikkat etmeli?” sorusundan “sürdürülebilirliği” atsak da çok bir şey değişmiyor. Hatta belki “etkili”yi de atabiliriz. Soru şöyle daha kolay anlaşılıyor: İletişim için nelere dikkat etmeliyiz?

Belki karşımızda özneler olduğunun farkına varmakla başlayabiliriz işe… İnsanların hap yutturulacak pasif nesneler olmadığını anlamakla. Dolayısıyla işimizin monolog değil, diyalog esaslı olduğunu kavramakla… Ve sonra yola her şeyi doğru bilmediğimizle; bizim doğrularımızın herkesin doğrusu olmak zorunda olmadığını kavrayarak devam edebiliriz belki.

Sonra insanların (buraya çalışanlar, tüketiciler, paydaşlar, sivil toplum, yurttaşlar artık neyi koyarsanız koyun) doğru araç ve kanallar yaratıldığında, tahminlerimizin üstünde bir bilgi ve deneyime sahip olabileceğini görebiliriz belki.

Dolayısıyla iletişimin, sürekli konuşan bir ağız olmadığını, çok dikkatli dinleyebilen, anlayabilen bir kulak da olması gerektiğini görebiliriz belki bu noktada. Gerçek bir iletişimin öğretmek kadar, öğrenmek olduğunu da görmemiz olasılık dahilinde bence…

Ve bütün bu yolculuğun sonunda, belki önümüzde yeni ufuklar açılabilir. Ve o yeni ufuklarda, çalışan veya müşteri bağlılığı, inovasyon, sürdürülebilirlik, verimlilik ve itibar üzerine belki bir başka düzeyde konuşmaya başlayabiliriz. Ve asıl iş o zaman, yani gerçekten iletişebildiğimizde başlayacak belki de…

Burada dile getirilen görüşler Sürdürülebilirlik Adımları Derneği‘ne aittir. Dolayısıyla hiçbir biçimde Hollanda Kraliyeti Başkonsolosluğu’nun resmi görüşleri olarak değerlendirilemez.

Think Sustainable: Jodie Harburt, Cooking Up Dialogue

think sustainable

“Our food, our planet and our future” The first guest of our Think Sustainable program, prepared and presented by Gül Ulu, was Jodie Harburt co-founder of Cooking Up Dialogue. We talked about how Cooking Up Dialogue is related to Terra Madre, Slow Food, and Sustainable Development Goals (SDG) with an emphasis on food security, human rights, women empowerment, and strengthening collective power by building bridges among individuals.

Terra Madre is a global platform conceived by Slow Food Organization. As Jodie Harburt mentioned in the interview, it’s an umbrella network which provides opportunities for small food producers and Cooking Up Dialogue is one of the organizations under that umbrella. Within Cooking Up Dialogue, Jodie and her project partners have been carrying out social gastronomy projects that bring individuals including not only women but also gender fluid, non-binary, transgender individuals together so that they can share their recipes and the stories behind them with each other.

Jodie Harburt noted: “The fascinating thing about bringing people from different cultures, heritages and backgrounds together is that we all see that the differences- instead of being a cause to a conflict- provide incredible diversity and richness to the table.”

The Cooking Up Dialogue celebrates diversity and simplicity of food. as Jodie Harburt highlighted: “We all eat, and we all have a story”.

 During the program, it was also noted that everything is interrelated, and environmental justices and social justices are the same. In Jodie’s exact words, Cooking Up Dialogue is “a project that provides the possibility to connect those problems and their solutions. To solve these problems, we need to overcome polarization which prevents policymakers from making the right decisions; and the voices of feminine and minorities have to rise for the entirety society.”

“Bizim yiyeceğimiz, bizim gezegenimiz, bizim geleceğimiz”

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği üyelerinden Gül Ulu’nun hazırlayıp sunduğu Think Sustainable programının ilk bölüm konuğu Cooking Up Dialogue kurucu ortağı Jodie Harburt oldu. Programda Cooking Up Dialogue Projesi’nin Terra Madre, Slow Food ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) ile ilişkisi gıda güvenliği, insan hakları, kadın güçlenmesi, bireyler arasında köprüler kurarak kolektif güçlenme gibi başlıklar üzerinden yorumlanarak konuşuldu.

Slow Food Organizasyonu tarafından tasarlanan küresel bir platform olan Terra Madre, Jodie Harburt’un da belirttiği üzere, küçük gıda üreticileri için fırsatlar sağlayan şemsiye bir platformdur. Cooking Up Dialogue, bu şemsiyenin altındaki organizasyonlardan birisidir. Proje kapsamında Jodie ve proje ortakları sadece kadınların değil aynı zamanda LGBTİ+’ların da bir araya geldiği, yemek tariflerinin ve bu tariflere dair hikayelerin paylaşıldığı sosyal gastronomi projeleri yürütmektedirler.

Jodie Harburt, farklıklara dair alternatif bir algıya değinerek, “Farklı kültürlerden, miraslardan ve geçmişlerden gelen insanları bir araya getirmenin büyüleyici yanı, farklılıkların bir çatışmaya neden olmaktansa, masaya inanılmaz bir çeşitlilik ve zenginlik sağladığını görebiliyor olmamız. Cooking Up Dialogue, çeşitliliği ve bunun basitliğini kutluyor. Hepimiz yiyoruz ve hepimizin bir hikayesi var.” ifadelerini kullandı.

Son olarak programda, her şeyin birbiriyle ilişkili olduğu, çevresel adaletin ve sosyal adaletin aynı olduğu ifade edildi. Jodie bu konuya ilişkin şunları ifade etti: “Cooking Up Dialogue Projesi, sorunları ve çözümleri bir araya getirme olanağını sağlamaktadır. Mevcut sorunları çözebilmek için, politika yapıcıların doğru kararlar vermesini engelleyen kutuplaşmanın üstesinden gelmemiz ve tüm toplum için kadınların ve azınlıkların seslerini yükseltmeleri gerekmektedir.”