“Daha İyi Bir Gelecek için, Herkes Elini Taşın Altına Koymalı”

surdurulebilirlik adimlari dernegi sade doga tamer emrah kurum

Salgının ilk gününden itibaren çok fazla konuşulmayan ve göz ardı edilen hak temelli çalışan STK’ların risk altında olduğunu düşünerek; STK’lar için Dijital Dönüşüm projesini hayata geçirdiklerini belirten Sürdürülebilirlik Adımları Derneği sözcüleri Doğa Tamer ve Emrah Kurum, “Dönüşüm, bardağın dolu tarafını görenler tarafından gerçekleştiriliyor” diyorlar.

Öncelikle pandemiden konuşmadan söze girmek olmaz. 2020 yılı boyunca herkesin planlarını altüst eden pandeminin, sizin çalışmalarınız ve sürdürülebilirlik açısından nasıl bir etkisi oldu?Dünya Sağlık Örgütü’nün koronavirüsü küresel bir salgın olarak açıkladığı 11 Mart 2020’nin hemen ardından çalışma düzenimizi değiştirdik ve uzaktan çalışma sistemine geçtik. İlk günlerde uyum sağlamakta zorlandık, ancak dernek olarak soruna odaklanmak yerine çözümü arayan bir bakış açısına sahip olduğumuz için hızlıca kısa ve orta vadeli planlar yapmaya başladık. Proje, etkinlik, eğitim ve atölyelerimizi hızlıca dijitale taşımak için gece-gündüz çalıştık. Eğitim ve atölye çalışmalarımız için onlarca prova yaptık, etkileşimi artırmak için çevrimiçi araçları aradık, bulduk. Salgına kadar sahada fiziksel olarak uyguladığımız çalışmalarımızın büyük bir kısmını dijitale adapte ettik. Yeni projeler tasarlayıp yürüttük.

Salgın, hepimizin çalışma ve yaşama biçimlerini değiştirdi. Bu dönemde üretim ve tüketim alışkanlıklarımızı sorgulamaya başladık. Eşitsizliklerin derinleşmesine, işgücü piyasasının olumsuz etkilenmesine, gelir kayıplarına ve sağlık hizmetlerinin üzerindeki yükün artmasına neden oldu. Bu, 21. yüzyılın ne ilk krizi ne de son krizi olacak. Ancak biliyoruz ki krizler, her zaman kişisel ve yapısal değişimleri de beraberinde getirir.

Salgınla birlikte Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam, Yoksulluğa Son, Nitelikli Eğitim, Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar ile Amaçlar için Ortaklıklar gibi bir Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının önemi çok daha ön plana çıktı. Bugün, bazı ülkeler şehirlerini yeniden tasarlamayı konuşuyor. Salgının şehir planlamasını kökünden değiştirebileceği, şehirlerin daha sürdürülebilir, kapsayıcı ve döngüsel hale gelebileceği öngörülüyor. Toplumların teknolojiyi daha etkin kullanmak üzere harekete geçtiği görülüyor. Şirketler, tedarik zinciri sürdürülebilirliğini ve sorumlu iş uygulamalarını yeniden gözden geçiriyor. Belki de en önemlisi, salgın herkese tek başına hareket etmesi durumunda başarılı olamayacağını gösterdi.

İkinci olarak, geçtiğimiz yıl hangi alanlarda çalışmalar yaptınız ve önümüzdeki yıl için neler planlıyorsunuz?

2018 yılından bu yana Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları özelinde iyi uygulama örneklerinin görünür olması ve paydaşlar arasında işbirliklerinin güçlenmesi için yürüttüğümüz Sorunlara Çözümler Buluşmalarımıza devam ettik. 2020’de UNDP Türkiye çözüm ortaklığı ve Zorlu Holding desteğiyle altı etkinlik gerçekleştirdik.

Nisan 2020’de derneğimizin Youtube kanalından Sürdürülebilirlik Gündemi adlı canlı yayınlara başladık. İki haftada bir yaptığımız yayınlarda özellikle bu dönemde sürdürülebilirlik alanında yaşanan gelişmeleri konuşmak, çözüm önerilerini sunmak ve iyi uygulamaları paylaşmak üzere birbirinden değerli uzmanları ağırlıyoruz. Bugüne kadar 19 yayın yaptık. Takip etmek isteyenler, http://bit.ly/surdurulebilirlikgundemi adresinden yayınlarımıza ulaşabilirler. Salgının ilk gününden itibaren çok fazla konuşulmayan ve göz ardı edilen hak temelli çalışan STK’ların risk altında olduğunu düşünerek; STK’lar için Dijital Dönüşüm projesini hayata geçirdik. Kısıtlamalar sebebiyle sahaya inemeyen, farkındalık ve savunu çalışmalarını kamuoyuyla paylaşamayan STK’larla kendi deneyimlerimizi paylaşmak istedik. Çevrimiçi toplantı, etkinlik ve topluluk yönetimi araçlarının kullanımı, canlı yayınlar, etkili sosyal medya yönetimi, kampanya oluşturma ve yönetme gibi konularda 40 STK temsilcisine eğitim verdik. Yaptıkları çalışmaları daha geniş kitlelere duyurabilmeleri için sekiz STK’nın tanıtım filmlerini hazırladık. Çözümler Atölyelerimizi lise öğretmenleri, üniversite öğrencileri, STK çalışan ve gönüllüleriyle gerçekleştirdik. Üniversiteden yeni mezun gençlerin toplumdaki ve iş hayatındaki yerlerini kuvvetlendirmek ve sürdürülebilirliğin yaygınlaştırılmasında öncü olmalarını sağlamak üzere Kariyer Etkisi projesini yürüttük.

Önümüzdeki yıl tüm bu çalışmalara devam ederken, yeni projeler de hazırladık. İletişim fakültesinde okuyan öğrenciler arasında bağımsız haberciliği teşvik etmek, sürdürülebilirlik odağında yaşanan sorunlara üretilen çözümleri görünür kılmak, doğru bilgiye erişebilmek için iletişim ağlarını kurmak için Amaçlar için İletişim projesini yürüteceğiz.

İklim değişikliği ve sürdürülebilirlik bağlamında, sizce sivil toplumun çalışmalarındaki en büyük sorun nedir? Sivil toplum ve STK’lar bu sorunun değişimi için neler yapabilir? Genel olarak yurttaşlara ve kurumlara neler önerirsiniz?

Sürdürülebilirlik kavramı bize birtakım idealler sunuyor. Ekonomik ilerlemenin eşitçe paylaşıldığı, aşırı yoksulluğun giderildiği, politikalar yoluyla güvenin tesis edildiği, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığı, çevremizin insan kaynaklı bozulmalardan kurtulduğu bir dünya çağrısında bulunuyor. Birbiriyle bağlantılı sorunların çözümü için bizlere bütüncül bir yaklaşım sağlıyor.

Sivil toplum kuruluşlarının da çevresel ve toplumsal sorunlar karşısında farkındalık yaratma, değişimi tetikleme, evrensel değerleri, şeffaflığı ve hesap verebilirliği teşvik etme, yurttaşların haklarını savunma ve yurttaş katılımını sağlama, politika oluşturma ve toplumsal ihtiyaçları karşılamaya yönelik kapasite geliştirme çalışmaları yapmaları gerekiyor. Bugün de yarın da marjinalleştirilmiş grupların, tahrip edilen doğanın, hakların savunucuları olarak hareket edecek bireylere ve bağımsız kuruluşlara ihtiyaç duyulacak. Bu noktada işbirlikleri öne çıkmalı, sivil toplum kamu yararını güçlendirecek şekilde özel ve kamusal faaliyetleri birbirine bağlayan bir köprü olmalı.

Hepimiz eleştirdiğimiz sistemin birer parçasıyız. Betonarme evlerde yaşıyoruz. Fosil yakıtlardan enerjimizi sağlıyoruz. Adil olmayan üretimin çıktılarını tüketiyoruz. Kıyafetlerimizin hangi koşullarda kimler tarafından üretildiğine bakmıyoruz. Çok çeşitli elektronik eşyalar kullanıyoruz. Bireyler kurumların en küçük parçaları. Bu yüzden kurumları değiştirecek olanlar da yine bireyler. Bunu, farkındalıkları, düşünce biçimleri ve davranışlarıyla yapacaklar. İklimle uyumlu yerel ve ekolojik üretimin desteklenmesi için satın alma tercihlerimizi değiştirmemiz gerekiyor. Bireysel farkındalık ve harekete geçme bağımsız düşünüldüğünde küçük gibi görünebilir, ama bireyin bulunduğu kurumu harekete geçirme noktasında çok kıymetli.

Salgın da bize net bir şekilde gösterdi ki bugüne kadarki hayat tarzlarımızla küresel ısınma veya karbon emisyonu arasında yakın bir ilişki var. Kapitalizmin tipik işleyiş mantığında kârı maksimize etmek var. Küreselleşme ve teknoloji güç dengelerini değiştirdi. Sermaye sahipleri teknolojisiyle, servetleriyle, dünyaya yayılmalarıyla ağırlık kazanmaya başladı. Bugünkü konu, dengeyi bulma meselesi.

2019’un ortalarından itibaren ülkeler iklim acil durumu ilan ediyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı ile yeni dönemde kurumlar; ulaşım, enerji, tarım gibi konularda çok daha hızlı adım atacaklar. Çevresel sürdürülebilirlik, iş dünyasında da çok önemli bir yere oturdu. “Biz de elimizi taşın altına koyalım” sesleri yükselmeye başladı. İş dünyasının dönüşmesi yasal zorunluluklara bağlı olduğu kadar tüketici davranışlarıyla da ilişkili. Artık tüm kurumlar, ortak eyleme katılmalı. Salgının ekonomik büyüme, kamu borcu, istihdam ve insan refahı üzerinde çok ciddi uzun vadeli sonuçları olacak. Bu yüzden eğitimden çalışma koşullarına kadar toplumları ve ekonomileri yenilemeliyiz. Gençlerin eğitimine ayrılan kaynağın ciddi oranda artırılması gerekiyor. Artık kişi ve kurumları sadece eleştirmek yerine kendi ilgi ve uzmanlık alanlarımızda dönüşümün yaşanması için adımlar atmalıyız.

Son olarak kamuoyuna yönelik mesajınızı veya çağrınızı almak isteriz…

Sadece sorunları dile getirmenin çözüme bir katkısı olduğunu düşünmüyoruz. Evet, sorunlar var ve dile getirilmeli, ancak yapıcı eleştiriler yapılmalı ve iyi uygulama örnekleri ön plana çıkarılmalıdır. Dönüşüm, bardağın dolu tarafını görenler tarafından gerçekleştiriliyor. Bunu başaran sürdürülebilirlik liderleri; sorunun farkında olan, “çözüm için ben ne yapabilirim” diye soran ve dönüşüm için kararlılıkla adımlar atan bireylerdir. Dönüşüm, atılan bireysel adımların çoğalmasıyla gerçekleşiyor. Daha iyi bir gelecek için, herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor. Hepimizin bu gidişte bir payı varsa, yine hep beraber mücadele etmeliyiz. Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak bizler; bu mücadelede tüm paydaşlarla birlikte adım atmaya hazırız. Dileyen herkes bize sosyal medya hesaplarımızdan ve [email protected] adresinden ulaşabilir.

Bu yazı EKOIQ Dergisi’nin Ocak 2021 sayısında yer almıştır.

Sürdürülebilirlik Gündemi’nin konuğu Gazeteci-Yazar Meral Tamer olacak

Surdurulebilirlik Gundemi Gazeteci-Yazar Meral Tamer

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak yaşanan sorunlara çözüm odaklı yaklaşmayı ve değişimi yaratabilmek için umutlu olmayı önemsiyoruz. Pandemiyle birlikte artan sorunlar kadar bu sorunların giderilmesi için umutla mücadele eden insanlara daha fazla denk geldik. Her şey kötüye giderken umut dolu hikayeleri üretenlerin önemli bir özelliği, değişime hızlıca adapte olmalarıydı.

2021 yılının ilk Sürdürülebilirlik Gündemi’de geleceğe umutla bakmayı, değişime adapte olmayı ve çözüm odaklı yaklaşabilmeyi bir insan hikayesi üzerinden dinlemek istedik. Konuğumuz Gazeteci-Yazar Meral Tamer…

Bardağın dolu tarafını görmenin, umutlu olmanın, yaratıcı çözümler üretmenin ve toplumsal dönüşümün sağlanması için gençlerin ve yeni liderlerin önemini konuşacağımız Sürdürülebilirlik Gündemi 21 Ocak 2021 Perşembe günü 19.30’da Sürdürülebilirlik Adımları Derneği Youtube kanalımızda.

Herkesi etkinliğimize bekliyoruz.

Think Sustainable: Janneke Leenaars, Interface Sustainability Manager

Think Sustainable Janneke Leenaars Interface Sustainability Manager

The COVID-19 pandemic has dramatically changed the way we work and live. With the epidemic, we are witnessing the importance of sustainable development efforts to achieve the UN Sustainable Development Goals more than ever. We have, once again, realized how poverty reduction, increasing the quality of education, creating decent employment, entrepreneurship, innovation and creativity can contribute to human life and the nature in myriad ways. Based on the vision of a more sustainable and more harmonious lifestyle with the planet, we have started to discuss and question the responsibilities of individuals and institutions more when it comes to the global sustainability vision. It goes without saying that private sector plays an important role in realizing the sustainability goal worldwide. Thus its sustainability endeavours could help to inspire many institutions and individuals in how they adapt, revolutionize and harmonize the ways they think, produce and live towards a more sustainable life style.

To that end, we will be hosting Interface’s Benelux, Scandinavia, Eastern Europe and Emerging Markets Sustainability Manager Janneke Leenaars in our second Think Sustainable program where we try to reach out to pioneering individuals and institution representatives that have been making great efforts to contribute to the planet and society with their out-of-the-box and innovative ideas, and talk about their projects, sustainability visions and future predictions. In our interview with Ms Leenaars, we will talk about Interface’s sustainability vision and projects, its innovative formula of embedding sustainability to its production and supply chain management as well as their predictions on the implications of a post-COVID world for Turkey and the rest of the world.

We welcome you all to our Think Sustainable program, which will be broadcasted live on Tuesday, January  12, at 11:00 CET.

COVID-19 küresel salgını, hepimizin çalışma ve yaşama biçimini değiştirdi. Bugün sürdürülebilir kalkınmanın ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına ulaşma çabalarının çok daha önem kazandığını görüyoruz. Salgınla birlikte yoksulluğun azaltılmasının, eğitim kalitesinin artırılmasının, insana yakışır istihdam yaratmanın, girişimciliğin, yenilikçiliğin ve yaratıcılığın desteklenmesinin insan hayatına ve doğaya olan katkılarının bir kez daha farkına vardık. Daha sürdürülebilir ve gezegenle daha uyumlu bir yaşam tarzı vizyonundan hareketle bireylere ve kurumlara düşen sorumlulukların neler olduğunu daha fazla araştırır ve tartışır (konuşur) hale geldik. Özellikle, üretim ve tedarik süreçlerinde belirgin rol oynayan özel sektör kurumlarının sürdürülebilir kalkınma odağındaki çalışmalarıyla diğer sektörlere ve bireylere nasıl rol model olabileceklerine dair örnekleri özel sektörün küresel sürdürülebilirlik vizyonunun gerçekleştirilmesindeki potansiyelini ve rolünü gözler önüne sermekte.   

Özel sektörün sürdürülebilirlik çalışmalarındaki rolünden hareketle, Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak sürdürülebilirliği farklı açılardan, dünya genelindeki uygulamalarıyla konuşabilmek ve başka coğrafyalarda bu alanda hayata geçen fikirleri yakından takip edebilmek için hayata geçirdiğimiz ve İngilizce dilinde yayımlanan Think Sustainable programının ikinci yayınında Interface Benelüks, İskandinavya, Doğu Avrupa ve Gelişmekte olan Pazarlar Sürdürülebilirlik Yöneticisi Janneke Leenaars’ı konuk edeceğiz. Leenars’la yapacağımız söyleşide Interface şirketinin dünya genelindeki sürdürülebilirlik projelerinden, sürdürülebilirlik ve inovasyonu bir araya getirerek yenilikçi bir bakış açısıyla ortaya koydukları ürünleri ve sürdürülebilir tedarik ağı yönetimi  süreçlerinden, ve özellikle de COVID-19 salgını sonrası Türkiye ve dünya genelinde ilişkin sürdürülebilirlik öngörülerinden konuşuyor olacağız. Sizlerden gelecek sorular ve yorumlarla daha etkileşimli olmasını umduğumuz 45 dakikalık bu yayınımızda Interface’in geliştirdiği sıradışı ve yenilikçi üretim modelinden hareketle stratejik kurumsal sürdürülebilirlik vizyonunun kurumları, bireyleri ve gezegenimizi nasıl etkileyebileceğini keşfediyor olacağız.

12 Ocak Salı günü saat 13:00’da canlı yayımlanacak Think Sustainable programının ikinci yayınına hepinizi bekliyoruz.

Gerçek iletişim, öğretmek kadar öğrenmektir

Amaclar icin Iletisim Baris Dogru Ekoiq Dergisi

İnsanların fikir oluşturmasına, desteklemesine yardımcı olan medya, toplumu yönlendiren bir güç olarak da karşımıza çıkıyor. Davranış biçimlerimizi etkiliyor. Kurumların geleneksel rol ve işleyişlerini değiştiriyor. Doğru ve çözüm odaklı bilgiyi sağlamak, insanları etkileme potansiyeline sahip medya biçimlerini tasarlamak ve sunmak toplumdaki değişimleri teşvik etmede önemli bir rol oynuyor.

İletişimin gücü ile uygarlıklar kurabilir, yeni alanlar yaratabilir, var olan düzeni değiştirebilir, toplumsal sorunların çözümünü sağlayabiliriz. 2012’de Rio’da gerçekleştirilen zirvede yoksulluk, eşitsizlikler, iklim krizi gibi sorunlar, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları başlığı altında toplandı ve 2030’a kadar bu sorunların çözümü hedeflendi. Çözümleri ne kadar görünür ve konuşur hale getirirsek, hükümetleri, kamu ve özel sektör kurumlarını da o kadar sorumlu olmaya teşvik edebilir, sorunların çözümlerine de o kadar yaklaşırız. Peki, bu çözümleri görünür hale getirmek için nasıl bir iletişim yapacağız?  Türkiye’nin ilk sürdürülebilirlik odaklı, yeşil iş ve yaşam dergisi EKOIQ Genel Yayın Yönetmeni Barış Doğru’ya iletişimcilerin etkili sürdürülebilirlik iletişimi için nelere dikkat etmeleri gerektiğini sorduk.

“Sürdürülebilirlik oldukça karmaşık bir teorik ve pratik geçmişe sahip”

Aslında bu sorunun yanıtı, düşünüldüğü kadar karmaşık değil. Gerçek bir iletişimcinin neye dikkat etmesi gerekiyorsa, onlara dikkat etmesi yeterli. Asıl sorun; gerçek bir iletişimcinin neye dikkat etmesi gerektiğine doğru düzgün, anlamlı, çağdaş ve gerçek bir yanıtımız olmamasında yatıyor bence.

Belki biraz karışık bir yanıt gibi gelebilir ama aslında öyle değil. Bu yanıtın kökeni, benim sürdürülebilirlik kavrayışımda yatıyor. O zaman biraz bunu açalım…

Sürdürülebilirlik oldukça karmaşık bir teorik ve pratik geçmişe sahip. Geçmiş diyorum ama geçen bir şey yok. Bu karmaşıklık, iyi bir şekilde analiz edilip çözümlenmediği için sadece geçmişin değil bugünün de sorunu.

İletim mi, iletişim mi?

Benim yanıtım ise sade ve basit: Uygarlığın ortaya attığı ama çözemediği devasa sorunlara bir yanıt arayışıdır sürdürülebilirlik. Dolayısıyla, insanlığın yapıp ettiklerinin, kendi arasındaki ve doğayla ilgili sorunların (ki bunlar da birbirini doğurur, doğuruyor) hepsine bir yanıt verme çabası ve dolayısıyla yeni bir uygarlık tanımlama ve oluşturma gayreti. 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’na baktığınızda bunu daha iyi görebilirsiniz. Bu 17 amacın haricinde uygarlığın bir sorunu var mı? Yok, çünkü bu amaçlar dışarıda hiçbir şey bırakmayacak kadar kapsamlı.

Dolayısıyla; temelleri ve varsayımları çürük uygarlığın her bir parçasında ayrı bir sorun bulunuyor. İşte iletişim de bunlardan biri (ister bireysel, yurttaştan yurttaşa; ister kurumsal, kurumlardan bireylere veya kurumlardan kurumlara olsun). İnsanlığın geleneksel yapılardan sıyrılarak yeni bir modern uygarlık oluşturmasında önemli bir rol oynayan “İletişim”den bahsediyoruz. Adı iletişim olan ama aslında çoğu zaman “iletim” olarak gerçekleşen bu büyük insani eylemden. Aslında sadece dilbilgisel olarak baktığınızda bile, bu alanın isminin “iletim” değil, “iletişim” olması, karşılıklılık, etkileşim ve diyaloğun temel ve vazgeçilmez özellikler olduğunu göstermeye yeterli…

Ancak söz başka, iş başka. Bütün bir iletişim tarihi, bu anlamda bir monologlar tarihi olarak okunabilir. Hedef kitleyi can evinden vuracak, kandıracak, ikna edecek “gümüş kurşunlar” geliştirmenin bilimi olageldi iletişimin ana gövdesi. Eleştirel düşünce ve akımların sözlerinin en ufak bir iz bırakmaması için kendilerine çelikten bir zırh ören bu iletişim dünyasının propagandacıları, “spin doctor”ları, PR’cıları ve reklamcılarının elbirliğiyle geldiğimiz nokta ise, fiziksel alanda 1,5 derece ısınmayla boğuşan bir gezegen, insanlar arası ilişkide ise, “post-truth” (hakkikat sonrası) oldu ne yazık ki… Bu kadar yalan ve manipülasyondan geriye başka ne kalabilirdi ki!

Öznemiz insan!

Dolayısıyla baştaki soruya, yani “etkili sürdürülebilirlik iletişimi için iletişimciler nelere dikkat etmeli?” sorusundan “sürdürülebilirliği” atsak da çok bir şey değişmiyor. Hatta belki “etkili”yi de atabiliriz. Soru şöyle daha kolay anlaşılıyor: İletişim için nelere dikkat etmeliyiz?

Belki karşımızda özneler olduğunun farkına varmakla başlayabiliriz işe… İnsanların hap yutturulacak pasif nesneler olmadığını anlamakla. Dolayısıyla işimizin monolog değil, diyalog esaslı olduğunu kavramakla… Ve sonra yola her şeyi doğru bilmediğimizle; bizim doğrularımızın herkesin doğrusu olmak zorunda olmadığını kavrayarak devam edebiliriz belki.

Sonra insanların (buraya çalışanlar, tüketiciler, paydaşlar, sivil toplum, yurttaşlar artık neyi koyarsanız koyun) doğru araç ve kanallar yaratıldığında, tahminlerimizin üstünde bir bilgi ve deneyime sahip olabileceğini görebiliriz belki.

Dolayısıyla iletişimin, sürekli konuşan bir ağız olmadığını, çok dikkatli dinleyebilen, anlayabilen bir kulak da olması gerektiğini görebiliriz belki bu noktada. Gerçek bir iletişimin öğretmek kadar, öğrenmek olduğunu da görmemiz olasılık dahilinde bence…

Ve bütün bu yolculuğun sonunda, belki önümüzde yeni ufuklar açılabilir. Ve o yeni ufuklarda, çalışan veya müşteri bağlılığı, inovasyon, sürdürülebilirlik, verimlilik ve itibar üzerine belki bir başka düzeyde konuşmaya başlayabiliriz. Ve asıl iş o zaman, yani gerçekten iletişebildiğimizde başlayacak belki de…

Burada dile getirilen görüşler Sürdürülebilirlik Adımları Derneği‘ne aittir. Dolayısıyla hiçbir biçimde Hollanda Kraliyeti Başkonsolosluğu’nun resmi görüşleri olarak değerlendirilemez.

Think Sustainable: Jodie Harburt, Cooking Up Dialogue

think sustainable

“Our food, our planet and our future” The first guest of our Think Sustainable program, prepared and presented by Gül Ulu, was Jodie Harburt co-founder of Cooking Up Dialogue. We talked about how Cooking Up Dialogue is related to Terra Madre, Slow Food, and Sustainable Development Goals (SDG) with an emphasis on food security, human rights, women empowerment, and strengthening collective power by building bridges among individuals.

Terra Madre is a global platform conceived by Slow Food Organization. As Jodie Harburt mentioned in the interview, it’s an umbrella network which provides opportunities for small food producers and Cooking Up Dialogue is one of the organizations under that umbrella. Within Cooking Up Dialogue, Jodie and her project partners have been carrying out social gastronomy projects that bring individuals including not only women but also gender fluid, non-binary, transgender individuals together so that they can share their recipes and the stories behind them with each other.

Jodie Harburt noted: “The fascinating thing about bringing people from different cultures, heritages and backgrounds together is that we all see that the differences- instead of being a cause to a conflict- provide incredible diversity and richness to the table.”

The Cooking Up Dialogue celebrates diversity and simplicity of food. as Jodie Harburt highlighted: “We all eat, and we all have a story”.

 During the program, it was also noted that everything is interrelated, and environmental justices and social justices are the same. In Jodie’s exact words, Cooking Up Dialogue is “a project that provides the possibility to connect those problems and their solutions. To solve these problems, we need to overcome polarization which prevents policymakers from making the right decisions; and the voices of feminine and minorities have to rise for the entirety society.”

“Bizim yiyeceğimiz, bizim gezegenimiz, bizim geleceğimiz”

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği üyelerinden Gül Ulu’nun hazırlayıp sunduğu Think Sustainable programının ilk bölüm konuğu Cooking Up Dialogue kurucu ortağı Jodie Harburt oldu. Programda Cooking Up Dialogue Projesi’nin Terra Madre, Slow Food ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) ile ilişkisi gıda güvenliği, insan hakları, kadın güçlenmesi, bireyler arasında köprüler kurarak kolektif güçlenme gibi başlıklar üzerinden yorumlanarak konuşuldu.

Slow Food Organizasyonu tarafından tasarlanan küresel bir platform olan Terra Madre, Jodie Harburt’un da belirttiği üzere, küçük gıda üreticileri için fırsatlar sağlayan şemsiye bir platformdur. Cooking Up Dialogue, bu şemsiyenin altındaki organizasyonlardan birisidir. Proje kapsamında Jodie ve proje ortakları sadece kadınların değil aynı zamanda LGBTİ+’ların da bir araya geldiği, yemek tariflerinin ve bu tariflere dair hikayelerin paylaşıldığı sosyal gastronomi projeleri yürütmektedirler.

Jodie Harburt, farklıklara dair alternatif bir algıya değinerek, “Farklı kültürlerden, miraslardan ve geçmişlerden gelen insanları bir araya getirmenin büyüleyici yanı, farklılıkların bir çatışmaya neden olmaktansa, masaya inanılmaz bir çeşitlilik ve zenginlik sağladığını görebiliyor olmamız. Cooking Up Dialogue, çeşitliliği ve bunun basitliğini kutluyor. Hepimiz yiyoruz ve hepimizin bir hikayesi var.” ifadelerini kullandı.

Son olarak programda, her şeyin birbiriyle ilişkili olduğu, çevresel adaletin ve sosyal adaletin aynı olduğu ifade edildi. Jodie bu konuya ilişkin şunları ifade etti: “Cooking Up Dialogue Projesi, sorunları ve çözümleri bir araya getirme olanağını sağlamaktadır. Mevcut sorunları çözebilmek için, politika yapıcıların doğru kararlar vermesini engelleyen kutuplaşmanın üstesinden gelmemiz ve tüm toplum için kadınların ve azınlıkların seslerini yükseltmeleri gerekmektedir.”

Sürdürülebilirlik Gündemi’nin konuğu RepMan İtibar Araştırmaları Merkezi Kurucusu Salim Kadıbeşegil olacak

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği, Türkiye ve Dünya’da itibar yönetimi, kurumsal yönetim ilkeleri, sürdürülebilirlik, marka kimliği gibi alanlarda bilgi paylaşımını ve bilginin doğru aktarımını amaçlayan RepMan İtibar Araştırma Merkezi'nin Kurucusu ve Danışma Kurulu Üyesi Salim Kadıbeşegil’i ağırlıyor.

Günümüz koşullarında markaların küresel pazarda öne çıkabilmeleri, tüketicinin güvenini ve bağlılıklarını kazanabilmeleri için “marka itibarı” ve “itibar yönetimi” kavramlarını nasıl ele aldıkları çok önemli. Pandemi sürecinde markalar, değişen tüketici davranışını anlayıp marka stratejilerini yeni koşullarla uyumlu hale getirmek zorunda olduklarını gördüler. Bu dönemdeki tutumları, gündeme yaklaşımları, tüketici ile kurdukları bağ ile kimi kurumlar itibar yönetimini başarılı bir şekilde sağlarken kimi kurumlar kritik pazarlama hataları ile marka itibarını zedeledi.

İtibarın sürdürülebilirlik ile ilişkisini, pandemi sürecinin getirdiği bireysel ve kurumsal değişimleri ve salgın sonrası “olması gereken yeni normali” konuşacağımız Sürdürülebilirlik Gündemi 17 Aralık 2020 Peşembe günü 19.30’da Sürdürülebilirlik Adımları Derneği Youtube kanalımızda.

Herkesi etkinliğimize bekliyoruz.

Sürdürülebilirlik Gündemi’nin konuğu YADA Vakfı Kurucusu Mehmet Ali Çalışkan olacak

Surdurulebilirlik Gundemi Mehmet Ali Caliskan Yada Vakfi

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği; Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’nin açılış filmi “Milletler Birleşince: Acil Zamanlar için Acil Çözümler”in ardından Sürdürülebilirlik Gündemi’nde Yaşama Dair Vakıf Kurucusu ve Toplumsal Etki Araştırmaları Merkezi Genel Müdürü Mehmet Ali Çalışkan’ı ağırlıyor.

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını, herkes için daha dirençli, eşit ve sağlıklı bir yaşam sürdürmesi gerekliliğini ortaya koydu. Virüsün yayılması kontrol altına alındığında yeni normallerimiz olacağı konusunda hemen herkes hemfikir. Ancak bu yeni normal ne olacak? Yeniden yapılanma sürecinde sürdürülebilirliği öncelik haline getirmek, yeni bir dünya düzeni yaratmak zorunda kalacağız. Çevre dostu, küresel ekonomik sistemin yeniden kurulması insanlar, doğa ve gezegenimiz için yeni bir fırsat olarak görünüyor.

Salgın sonrası yeni dünya düzenini, gereksinimleri ve çözüm önerilerini konuşacağımız Sürdürülebilirlik Gündemi 1 Aralık 2020 Salı günü 11.45’te Sürdürülebilirlik Adımları Derneği Youtube kanalımızda.

Destekleri için UNDP Türkiye’ye teşekkür ederiz.

Herkesi etkinliğimize bekliyoruz.

Youtube kanalımızda canlı yayınlanacak Sürdürülebilirlik Gündemi programımızı aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.

Think Sustainable: Jodie Harburt, Cooking Up Dialogue

think sustainable

The COVID-19 pandemic has dramatically changed the way we work and live. With the epidemic, we are witnessing the importance of sustainable development efforts to achieve the UN Sustainable Development Goals more than ever. We have once again realized how poverty reduction, increasing the quality of education, creating decent employment, entrepreneurship, innovation and creativity can contribute to human life and the nature.

As the Sustainability Steps Association, we’d like to introduce a new program in order to talk about sustainability from different perspectives and with its practices all over the world. In our new program called Think Sustainable, which will be broadcasted live in English on our YouTube channel every month as of December, we will reach out to pioneering individuals and institution representatives that have been making great efforts to contribute to the planet and society with their out-of-the-box and innovative ideas, and talk about their projects, sustainability visions and future predictions.

The first guest of our program will be Jodie Harburt, co-founder of Cooking Up Dialogue. In our first program, we will talk with Jodie on the Terra Madre network, the Slow Food Movement, and the Cooking Up Dialogue project as well as gaining insights on why and individuals refuse to surrender to industrialization in agriculture and the standardization of food cultures. We will also discover how powerful the dialogues on food could become in reconnecting to ourselves, the planet and with each other through an understanding of our differences with a more open-mind and open-heart.

We welcome you all to the Think Sustainable program, which will be broadcasted live on Tuesday, December 8, at 21.00.

COVID-19 küresel salgını, hepimizin çalışma ve yaşama biçimini değiştirdi. Bugün; sürdürülebilir kalkınmanın, BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına ulaşma çabalarının çok daha önem kazandığını görüyoruz. Salgınla birlikte; yoksulluğun azaltılmasının, eğitim kalitesinin artırılmasının, insana yakışır istihdam yaratmanın, girişimciliğin, yenilikçiliğin, yaratıcılığın desteklenmesinin insan hayatına ve doğaya olan katkılarının bir kez daha farkına vardık.

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak sürdürülebilirliği farklı açılardan, dünya genelindeki uygulamalarıyla konuşabilmek ve başka coğrafyalarda bu alanda hayata geçen fikirleri yakından takip edebilmek için yeni bir programla karşınızdayız. Aralık ayından itibaren her ay YouTube kanalımızdan İngilizce canlı yayın yaparak sizlerle buluşacağımız Think Sustainable isimli bu yeni programımızda sürdürülebilirliğe dair her alanda fayda sağlamak için emek veren, farklı ve yenilikçi projelere imza atan birbirinden değerli isimlerle çalışmaları, gelecek projeleri, vizyonları ve öngörüleri üzerine konuşacağız.

Programımızın ilk konuğu, Cooking Up Dialogue kurucu ortağı Jodie Harburt olacak. Jodie Harburt ile Terra Madre Ağı, Slow Food hareketi ve Cooking Up Dialogue projesi hakkında konuşacağımız bu programda tarımdaki endüstriyelleşmeye ve yemek kültürlerinin tektipleştirilmesine teslim olmayı reddedenlerin bakış açılarını öğrenecek, yemeğe dair kurulan diyalogların farklılıklarımızı keşfederek hem kendimizle hem birbirimizle hem de gezegenle nasıl daha derinlikli bir bağ kurabilmemizi sağlayabileceği üzerine sohbet edeceğiz.

8 Aralık Salı günü 21.00’da canlı yayınlanacak Think Sustainable programına herkesi bekliyoruz.

“Amaçlar için İletişim” başlıyor

amacilar icin iletisim surdurulebilirlik adimlari dernegi hollanda

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak, Hollanda Kraliyeti Başkonsolosluğu desteğiyle “Amaçlar için İletişim” projemizi hayata geçiriyoruz. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları odağında yaşanan sorunları doğru tespit etmek, sorunlara üretilen çözümleri görünür kılmak, doğru bilgiye erişebilmek için iletişim ağlarını kurmak, güncel gelişmeleri takip etmek için Amaçlar için İletişim projesi başlıyor.

Amaçlar için İletişim projesini; gazetecilik, radyo televizyon, sanat ve tasarım gibi iletişimle ilgili bölümlerdeki üniversite öğrencileri arasında bağımsız haberciliği teşvik etmek amacıyla tasarladık. Proje ile gençler; bilgi ekonomisine geçişte yaşanan değişiklikleri takip edebilecek, bu değişikliklere neden olan süreçleri görebilecek, alanında uzman kişilerin konuyla nasıl başa çıktıklarını görebilecek ve deneyimlerinden yararlanabileceklerdir.

Yaşanan sorunlara bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşabilmek için okudukları ve hazırladıkları haber içeriklerini Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile nasıl ilişkilendirebileceklerine dair ipuçlarını atölye çalışmalarıyla bulabileceklerdir.

Sürdürülebilir kalkınma odağında çalışan STK, bağımsız medya organları ile buluşan gençler, yine bu kurumlara gönüllü olarak yazılı ve görsel içerik üretebileceklerdir.

Programa dair detaylar ve başvurular çok yakında duyurulacaktır.

Sorunlara Çözümler Buluşması’nda Eşitsizliklerin Azaltılması konuşulacak

Sorunlara Cozumler BUlusmasi Esitsizliklerin Azaltilmasi DC

Sürdürülebilirlik Adımları Derneği’nin UNDP Türkiye çözüm ortaklığı ve Zorlu Holding desteğiyle yürüttüğü Sorunlara Çözümler Buluşması, Amaç 10: Eşitsizliklerin Azaltılması odağında gerçekleşiyor

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları özelinde yapılan ilham verici çalışmaları ve iyi uygulama örneklerini dinlemek, karşılıklı fikir ve deneyim paylaşımında bulunmak amacıyla düzenlenen Sorunlara Çözümler Buluşması, 3 Aralık Perşembe günü 18.00’da yapılacak.

Sosyal girişimcileri, sivil toplum kuruluşlarını, özel sektörü ve kamu kurumlarını bir araya getiren Sorunlara Çözümler Buluşması’nda Amaç 10: Eşitsizliklerin Azaltılması odağında mekanların, hizmetlerin, ürünlerin ve teknolojinin nasıl erişilebilir olabileceği kurumların iyi uygulamaları çerçevesinde konuşulacak.

UNDP Türkiye İletişim Koordinatörü Faik Uyanık moderatörlüğünde gerçekleştirilecek panelde P&G Türkiye Kafkasya ve Orta Asya Kurumsal İletişim Kıdemli Müdürü Nesli Kılıçal, YGA Bilim Seferberliği Proje Lideri Duygu Gençoğlu, BlindLook Kurucu Ortağı Sadriye Görece ve Tepebaşı Belediyesi Bilgi İşlem Müdürü Suat Yalnızoğlu konuşmacı olarak yer alacak.

Eşitsizliklerin Azaltılmasını konuşacağımız Sorunlara Çözümler Buluşmamızda sizleri aramızda görmekten mutluluk duyarız.

Zoom üzerinden yapılacak etkinliğimize kayıt olmak için aşağıdaki linki tıklayınız. Kaydınızın ardından e-posta adresinize bir bağlantı linki gelecektir. Bu linke tıklayarak etkinliğe katılabilirsiniz.

Daha önce gerçekleştirilen Sorunlara Çözümler Buluşmalarımızı izlemek için;