16 Günlük Aktivizm, her yıl 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde başlayıp 10 Aralık İnsan Hakları Günü’ne kadar devam eden, kadına ve kız çocuklarına yönelik her türlü şiddetin sona erdirilmesi için farkındalığı artırmak ve savunuculuk amacıyla yürütülen uluslararası bir kampanyadır. Bu yılki kampanya, en hızlı artan şiddet biçimlerinden biri olan teknolojinin kolaylaştırdığı şiddete, kısacası dijital şiddete odaklanıyor.
Dijital şiddet, ya da daha geniş tanımı ile teknoloji destekli şiddet, bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımıyla gerçekleştirilen veya dijital araçlar aracılığıyla kolaylaştırılan; fiziksel, cinsel, psikolojik, sosyal, ekonomik ya da politik zarar veren her türlü eylemi kapsıyor. Dijital şiddet kadınların sağlığını, güvenliğini, sosyal ve ekonomik yaşama katılımını ve ifade özgürlüğünü doğrudan tehdit ediyor.
Sürdürülebilirlik Adımları Derneği olarak bu yıl, BM Kadın Birimi (UN Women) ve BM Nüfus Fonu (UNFPA) ortaklığındaki 16 Günlük Aktivizm kampanyasıyla teknolojinin desteklediği veya kolaylaştırdığı yeni eşitsizlikler ile kadınlara ve kız çocuklarına yönelik yeni şiddet türleri konusunda toplumsal bir farkındalık ve dayanışma ağı oluşturmayı amaçlayarak “Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Dijital Şiddete #NoktayıKoy 🟠” diyoruz. Daha güvenli bir dijital dünya yaratmak için kamudan özel sektöre, sivil toplumda sanat dünyasına kolektif bir eylem çağrısında bulunuyoruz.
🟠 Rakamlarla Dijital Şiddet
- Dünya genelinde, genç kadınların ve kız çocuklarının yarısından fazlası (%58) hayatının bir döneminde dijital şiddete maruz bırakılıyor. (UNESCO, 2023)
- Kadınların %85’i ise başka bir kadına yönelik dijital şiddete tanıklık ettiğini bildiriyor. (UNFPA, 2024)
- Kadınların dijital şiddete uğrama olasılığı ise erkeklere kıyasla 27 kat daha fazla. (European Women’s Lobby, 2017)
- Türkiye’deki durum da aynı derecede endişe verici: UNFPA destekli bir araştırmaya göre, Türkiye’de her 5 kişiden 1’i dijital şiddete uğradığını söylüyor. Dijital şiddete en çok gençler maruz bırakılıyor: 15-17 yaş arası her 5 gençten biri, 18-32 yaş arası her 3 gençten biri dijital şiddete maruz bırakıldığını belirtiyor. En yüksek risk altındaki grup ise 18–29 yaş arası. (UNFPA, 2021)
- Birleşmiş Milletletler, teknolojinin kolaylaştırdığı şiddetin 40’tan fazla biçimi olduğunu ortaya koyuyor. Liste, çevrimiçi ısrarlı takipten görsel-odaklı cinsel tacize, çevrimiçi itibarsızlaştırmadan kişisel bilgilerin ifşasına, cinsiyetçi nefret söyleminden, çevrimiçi cinsel tacize ve çevrimiçi başka kimliğe bürünmeye kadar uzuyor. (UNFPA, 2024)
- Dünya genelinde, son 12 ayda 300 milyon çocuk çevrimiçi cinsel istismar ve sömürüden etkilendi. Yapay zeka ile üretilen sahte içeriklerin (deepfake) yüzde 90-95’i rızaya dayanmayan cinsel içerikli görüntülerden oluşuyor ve bunların yaklaşık yüzde 90’ı kadın. (UN Women, 2024)
🟠 Dijital şiddet gerçek, etkileri gerçek, sonuçları ağır. Çevrim içi şiddet çevrim içinde kalmıyor.
- Dijital şiddet, internet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte hızla artıyor; ancak vakaların büyük bölümü fark edilmiyor veya fark edilse dahi bildirilmiyor. Oysa dijital şiddetin çok ciddi sonuçları olabiliyor.
- Çevrim içi şiddet çevrim içinde kalmıyor ve çevrim dışına çıkıyor. Evlere, okullara, iş yerlerine ve sokaklara taşarak fiziksel şiddete ve hatta kadın cinayetlerine kadar uzanabiliyor.
- Dijital dünyada hedef alınan kadınlar ve kız çocukları; psikolojik etkiler (korku, kaygı, depresyon, panik atak ve yoğun stres), sosyal etkiler (izolasyon, otosansür, itibar kaybı), ekonomik etkiler (iş kaybı, gelir kaybı, hukuki ve tıbbi masraflar) ve siyasi etkiler (kamusal yaşamdan çekilme, ifade özgürlüğünün baskılanması) gibi yaşamının her alanında sorunlar yaşadığını bildiriyor.
- Öte yandan, fiziksel dünyadaki şiddet de dijital dünyaya taşınabilir. Fail(ler), çevrim içi ısrarlı takip yoluyla yıldırma, izleme, baskı kurma veya tehdit etmeyi sürdürmek için teknoloji ve dijital araçları kullanabiliyor.
- ABD’de yapılan bir araştırma, yakın partner şiddeti yaşayan katılımcıların %92,6’sının teknoloji kaynaklı saldırıya da maruz bırakıldığını gösteriyor.
🟠 Dijital şiddet bir “teknoloji” meselesi değil, bir “insan hakları” meselesi ancak koruma mekanizmaları yetersiz.
- Teknoloji destekli toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, cinsiyete dayalı sosyal normların dijital alanda yeniden üretilmesi ile meydana geliyor. İş e-postalarından sosyal medya paylaşımlarına, akıllı ev sistemlerinden araçlardaki konum takip cihazlarına kadar pek çok alanda ortaya çıkabiliyor.
- Yapay zeka ile birlikte özellikle görsel destekli dijital şiddet türleri daha da çeşitleniyor ve öngörülmeyen ölçekte yaygınlaşıyor.
- Bir kadın veya kız çocuğu çevrim içi ortamda susturulduğunda, tehdit edildiğinde veya utandırıldığında, bunun etkileri ailelere, topluluklara ve toplumun geneline yayılıyor. Böylece daha eşit bir geleceği şekillendirebilecek sesler, fikirler ve liderlik de susturulmuş oluyor.
- Öte yandan dünyadaki ülkelerin yalnızca %40’ından daha azında dijital şiddete ilişkin yasal düzenlemeler bulunuyor. Bu da 1,78 milyar kadının ve kız çocuğunun çevrim içi ısrarlı takip ve çevrim içi cinsel taciz gibi suçlardan korunamadığı anlamına geliyor.
- Bu çok hızlı büyüyen bu küresel kriz karşısında mevcut yaptırımlar yetersiz, müdahale mekanizmaları yavaş kalıyor.
🟠 Güvenli ve şiddetsiz dijital alanlar için şimdi harekete geçme zamanı!
- Daha güvenli bir dijital dünya yaratmak için tüm sektörlerin ortak kararlılıkta ve uyum içinde çalışması çok önemli..
- Bazı ülkeler dijital şiddetle mücadele için yasaları modernleştirmeye başladı; ancak bu çabaların hızlanması gerekiyor. Çevrim içi güvenlik bir ayrıcalık değil, herkes için yasal bir standart olmalı.
- Hükümetler ve teknoloji şirketleri, nefret söylemi ve ayrımcılığın yayılmasını ve bundan para kazanılmasını önlemek amacıyla teknoloji tasarımlarını ve veri toplama sistemlerini düzenlemeli.
- Dijital platformlar daha fazla sorumluluk üstlenmeli: Zararlı içerik hızlı kaldırılmadığında, açık kurallar bulunmadığında, raporlama mekanizmaları zayıf olduğunda, şiddet daha kolay yayılıyor.
- Güvenli dijital ekosistemler kurulması için daha fazla kadın teknoloji alanında karar verici ve tasarımcı pozisyonlarında yer almalı.
- Şiddete maruz bırakılanlar erişilebilir, hak temelli ve kapsamlı destek mekanizmalarına acil şekilde ulaşabilmeli.
- Ebeveynler, eğitimciler ve toplum liderleri çevrim içi güvenlik ve dijital medya okuryazarlığı konusunda bilgi düzeylerini artırmalı. Aynı zamanda gençlerle çevrim içi içerik, rıza ve saygılı ilişkiler konularında eleştirel düşünme becerileri geliştirmek için daha proaktif olarak etkileşime geçmeli.
- Gençlerin haklarını bilmeleri, ayrımcılık ve şiddeti tanıyıp bunlara karşı çıkabilmeleri ve hem kendilerini hem de başkalarını koruyabilmeleri için okullara ve gençlik programlarına dijital okuryazarlık ve çevrim içi güvenlik eğitimleri entegre edilmeli.
- Genç, yaşlı, kadın, erkek, herkes çevrim içi ortamda kendini korumak için pratik araçlara sahip olabilmeli; hesaplarını koruyabilmeli, saldırgan davranışları erken fark edebilmeli, hızlıca bildirebilmeli ve hedef alınan kişilere destek olabilmeli. Bunun için de toplumsal farkındalık artırılmalı.
Bütün bu maddelere paralel olarak Birleşmiş Milletler’in küresel 16 Günlük Aktivizm UNiTE kampanyası da, Dijital Devrim ve Sıfır Şiddet üzerine Pekin +30 Eylem Planına da dayalı olarak yedi özel hedef belirliyor:
- Suç saymak ve yasaklamak
- Hesap verebilirlik ve şeffaflığı güçlendirmek
- Şiddete maruz bırakılanlar ve hayatta kalanlar için sunulan hizmetlerin niteliğini artırmak
- Kamusal yaşamda kadınlar için daha etkin koruma mekanizmaları sağlamak
- Kadınlar ve kız çocukları için dijital dayanıklılık ve okuryazarlığı artırmak
- Yenilikçi çözümlere ve dijital araçlara yatırım yapmak
- Kadın hakları örgütlerini ve feminist hareketleri desteklemek

